13 Mayıs 2021 Perşembe

Beyin Sağlığımız İçin Tüketilmesi Gereken Besinler

İbrahim Saraçoğlu videoda anlatıyor.Beyin sağlığı için tüketmemiz gereken besinler.

7 Ocak 2014 Salı

Hanımlar dekolte bölgesi kırşmasın diye ne yapmalı.


Kadınlar geniş dekolteler giymeye bayılırlar. Belli bir yaştan sonra bacaklarını, kollarını beğenmeyip sakınsalar bile, dekoltelerden hoşlanmaya devam ederler.

İşin aslına bakacak olursak, boyunlarımız genelde çok çabuk kırışır. Hatta yüzümüzden önce bize ihanet eder. Boyun derisi yüz derisinden daha ince ve daha hassastır. Güneşten inanılmaz derecede etkilenir. Öte yandan yüzümüze oranla çok daha fazla baskı altındadır. Gün boyunca kıvrılır, katlanır, şekilden şekile girer. Gece uyurken bile aynı baskı devam eder…

Dik duruş önemli
Gün boyunca başımızı eğeriz. Her türlü işi yaparken, okurken, yazarken, düşünürken, bilgisayar başında boynumuz daima öne doğru eğilir. Sonunda kat kat kırışır, yatkın olanlarda gıdılar büyür. Masa başında, saatlerce başımız öne eğik olarak çalışmak hem kırışıklık, hem de kireçlenme açısından sakıncalıdır. Siz en iyisi başınızı daima dik tutun. Bunu sağlamak için sırt ve omuzlarınızı da dik tutmanız gerekir ki, bu bütün duruşunuzu ve vücut dilinizi olumlu yönde etkiler.

Yatış şekli
Yüksek yastıklar yüzümüzün ve boynumuzun kırışmasına hatırı sayılır katkıda bulunurlar. Size tavsiyem, yastıksız ve sırtüstü yatmanız. Uykuda durmadan sağa sola dönerseniz cildinizde yastık izleri kalır. Bu izler zaman içinde yer edip kırışıklık haline gelirler. Saten bir yastık kullanırsanız izler azalır ama yine de zamanla basınçtan oluşan çizgiler oluşabilir. Vücudunuzun şeklini alan visco yastıklar hem yüzünüzü hem boynunuzu katlanmaktan korur. Sırtüstü uyumak için, seyahatlerde kullanılan ve boyuna takılan şişme yastıkları da kullanabilirsiniz. En azından bir havluyu kıvırarak boynunuzun altına koyabilirsiniz. Bu önlemler hem sağa sola dönmenizi azaltır, hem omurganızı dinlendirir hem de boyun, dekolte ve yüzünüzde kat yerleri oluşmasını önler.

Güneş önce boyun ve dekolteyi hedef alır
Boyun ve dekoltemiz güneşte en kolay kuruyan, lekelenen ve kırışan bölgemizdir. Güneş ve aşırı solaryum etkisini ilk önce boyunda gösterir. Boyun derisi kısa sürede kalınlaşır, kabalaşır ve kırışır. İşin garip tarafı yüzümüze kat kat kremler süreriz ama birçoğumuz boyun ve özellikle dekoltemizi bu bakımdan mahrum ederiz. Oysa güneşten koruma, yüz temizleme ve nemlendirme adına yaptığımız her şeye hatta peelingler ve maskelere boyun ve üst dekoltemizin de ihtiyacı vardır.

Geçen hafta değinmiştim, araba kullanırken boynumuz, dekoltemiz savunmasız bir halde güneşe maruz kalır. Üstelik eşitsiz bir şekilde tek taraflı yanar.

Parfümler ve dekolte bölgesi
Parfüm şişesini elimize aldığımızda ilk yaptığımız hemen boyun kenarlarına ve göğsümüze sıkmaktır. Oysa parfümler güneşe karşı hassasiyetimizi ciddi ölçüde arttırırlar. Özellikle yaz aylarında, boyun bölgesine parfüm sürmeyin. Boyun ve göğüsteki lekelerin çoğu parfümlerin eseridir. Geceleri parfüm sürdüğünüzde sabah duş almadan güneşe çıkmayın.

İnce uzun boyunlar daha şanslı
Boynumuzun doğal şekli kırışıklığın oluşumunda çok etkilidir. Kalın ve kısa boyunlarda (Akdeniz tipi) çocukluktan itibaren, hafif yatay çizgiler oluşmaya başlar. Bu çizgiler giderek derinleşir. Hele çene küçükse boyunda şekil bozulmaları ve gıdı daha fazla dikkat çeker. İstenirse çene dolgu veya protezle büyütülüp kamufle edilebilir. Yuvarlak yüzlerin boynu genellikle kısadır. İnce, uzun boyunlar hareketten daha az etkilendikleri için daha geç kırışırlar ve bütün tedavilere daha iyi yanıt verirler.

Boyun gençleştirme
Boynumuzu gençleştirip güzelleştirmenin birçok yöntemi var. Ama her şeyden önce günlük bakım, yatış şekli ve güneşten koruma gelir. İhtiyaca göre birçok yöntemden yararlanılabilir. Estetik cerrahi, Botox, Dolgu teknikleri, Işık tedavisi (Foto IPL), Mikro dermabrazyon, Karbossi terapi, Peeling çeşitleri gibi. Öte yandan masaj boyun için çok yararlıdır ve mevsimi olmayan etkili bir tedavidir. Masaja cilt hafifçe pembeleşinceye kadar devam edilmelidir. Sonra da maske veya kompres ile cildi dinlendirmeye geçebiliriz.



SÖZCÜ

Grip hastalığına iyi gelen bitki çayları faydaları


Çok sayıda insanı yataklara düşürüp ateş ve halsizliğe neden olan H3N2 virüsü mevsimsel grip hastalığı olarak biliniyor. Virüs, girdiği vücudu mikroplara karşı savunmasız halde bırakıyor.

Yeditepe Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Farmakognozi ve Fitoterapi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Erdem Yeşilada, antibiyotik kullanmadan H3N2 virüsünü yenmek için adaçayı, ıhlamur, zencefil, karabiber ve karanfil çaylarının tüketilmesinin yararlı olacağını belirtiyor. İştebu beş bitkinin yararlı özellikleri:

Ihlamur

Grip denilince ilk olarak aklımıza gelen bitkilerden biri ıhlamurdur. Yapılan çalışmalarda ıhlamur içerisindeki bileşenlerden bazılarının (flavonoit) iltihap giderici ve ağrı kesici etki gösterirken, bazı bileşenlerin (müsilaj) de boğazı yumuşatması neticesi boğazda tahrişi önlediği ve bu suretle soğuk algınlığı şikayetlerinin hafifletilmesinde tedaviye yardımcı olduğu görüldü.

Adaçayı

Ağız ve boğaz iltihaplarında etkili olduğu bilinen bir başka bitki ise adaçayıdır. Özellikle bitkinin içerdiği uçucu bileşenlerin ağız ve boğaz iltihaplarında (farenjit, jinjivit gibi) yararlı olduğu biliniyor. Dolayısıyla çay şeklinde (kesinlikle kaynatılmadan) adaçayı ile hazırlanan gargaranın bu amaçla kullanılması öneriliyor.

Zencefil

Soğuk algınlığı ve gribin önlenmesi ve tedavisinde yararlı olacak bu iki bitkinin yanı sıra zencefil rizomlarının yararları, beklenen etkinin desteklenmesi bakımından önemlidir. Bilimsel çalışmalar zencefil içerisindeki bazı bileşenlerin (gingerol, şogaol) kuvvetli iltihap giderici etkisi bulunduğunu ortaya koyuyor.

Karanfil

İçerisinde bulunan uçucu özellikteki öjenol, ağız ve boğaz mukozası yangılarında yangı giderici; bakteri, mikromantar veya virüslerin yol açtığı ağız ve boğaz enfeksiyonlarında antiseptik olarak ve ağrı hissini hafifletici etkisi söz konusudur. Bu nedenle, özellikle öjenol taşıyan Seylan tarçını kabuğu ile birlikte mikroorganizmalar üzerinde etkisi nedeniyle soğuk algınlığında çay olarak içilmesi ya da yoğun derişimli çayının (%5-10) gargara olarak uygulanması yararlıdır. Yapılan bilimsel çalışmalarda uçucu yağının antibiyotiklerin etkinliğini artırdığı gösterildi.

Karabiber

Top ve toz formlarındaki karabiber meyveleri ile hazırlanan çayın gargara şeklinde boğaz enfeksiyonlarında yararlı olduğu biliniyor. Bilhassa boğazda soğuk algınlığı belirtilerinin ilk hissedildiği süreçte uygulanması durumunda daha etkili olabilir. Ayrıca yürütülen çalışmalarda bağışıklık sistemini düzenleyici, yangıyı ve spazmları giderici, kanserleşmeyi önleyici etkileri bildiriliyor. Karabiber meyvesinin bileşenlerinden biri olan piperinin biyolojik etkileri son yıllarda dikkat çekiyor.

3 Ocak 2014 Cuma

Bayanlar dik ve diri gögüslere sahip olmak için ne yapmalı.



Kadınlığın sembolü olan göğüslerin yıllar geçse de dik ve diri olmasını kim istemez ki?

Estetik operasyona gerek duymadan göğüslerinizin her zaman dik ve diri olmasını istiyorsanız bu küçük püf noktaları uygulamanız yeterli!

İşte dik göğüsler için yapmanız gerekenler;

-Rutin sporunuzu aksatmayın ve spor yaparken de mutlaka sütyen kullanın.

-Göğüs dikleştirici hareketler yapın ve buna uygun aletlerle çalışın.

-Duştan sonra göğüslerinize soğuk suyla şok uygulayın. Bu, göğüslerinizin daha dik olmasını sağlayacaktır.

-Diyet yapıyorsanız, zayıflayınca göğüslerin de küçüldüğünü göz ardı etmeyin. Bu süreçte bakım kürleri uygulayın.

-Her banyodan sonra özel göğüs toniklerinden kullanın.

-Özellikle gelişme çağında ve hamilelikte oluşan çatlakları önlemek için mutlaka elastikiyet artırıcı kremler kullanın.

-Yazın üstsüz güneşlenmeyin. Güneşin zararlı ışınları göğüslerinizin sarkmasına yol açacaktır.

-Güneş kremi sürerken mutlaka bikininizin kapattığı göğüs bölgelerinize de sürün.



Kaynak : Dik ve Diri Göğüslere Sahip Olun | Pegarose.com
Follow us: @pegarose on Twitter | pegarose on Facebook

1 Kasım 2013 Cuma

Bir bardak üzüm suyu kalbi güçlendirir.

Uzmanlara göre bitkisel süt olarak tanımlanan üzüm suyu, kan yapıcı ve antioksidan özelliğinin yanı sıra vücudun kalp ve damar hastalıklarından korunmasına da yardımcı oluyor.

Üzüm ve üzüm suyunun kan yapıcı ve antioksidan özelliklerinin yanı sıra uzmanlar, vitamin ve mineral bakımından oldukça zengin olan üzüm suyunun kalp hastalıklarına karşı kalkan etkisi oluşturduğunu belirtiyor. A, B ve C vitaminleri, potasyum ve demir açısından oldukça zengin olan üzüm suyu, vücudun hastalıklara karşı direncini artırıyor. Bu özelliğinin yanı sıra kanda oksijen taşıyan hemoglobin hücrelerinin oluşumunda gerekli olan demir ve potasyum zenginliğine sahip üzüm suyunun kalp sağlığını koruduğunu ifade eden Nuh Naci Yazgan Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Neriman İnanç, üzüm suyunun kan sulandırıcı özelliği ile de kalp krizi riskini azalttığını söyledi.

Üzüm suyunun faydalarından bir diğeri de içinde bulunan doğal şekerin çabuk çözünerek vücuda enerji vermesi olduğunu söyleyen İnanç, "içeriğinde bulunan maddeler sayesinde kanı sulandırıyor, yüksek tansiyona, kalp hastalıklarına, varise ve emboliye kadar birçok hastalığa karşı koruma sağlıyor. Özellikle kan pıhtılaşması ve damar hastalıkları konusunda sıkıntı yaşayan hastalara günde en az bir bardak üzüm suyu içmesini öneriyoruz" dedi.

Mandalina'nın şaşırtıcı faydaları.

Mandalina kalbinize çok iyi bakıyor
Kanı temizler
Kalp ve damar hastalıklarına karşı koruyucudur.
Kolesterolü ve yüksek tansiyonu düşürmeye yardımcı olur.
Damar sertliği ve felçte faydalıdır.
Sinirleri yatıştırır
Akşam yemeğinden sonra yenecek bir-iki mandalina uykusuzluk çekenlere faydalıdır.

27 Ocak 2013 Pazar

Pek çok kadının derdi meme ağrısına çözümler


Kadınlarda meme ağrısı, memeyle ilgili en sık görülen şikâyetlerden birisidir. Ağrı bir veya iki memede farklı derecelerde olabilir. Memede ağrı şikayetiyle hekime başvuran hastaların en büyük korkusu kanser olma ihtimalleridir.

 Gerçekte, meme ağrısıyla kanser arasında direkt bir ilişki yoktur. Meme kanserinin birçok bulgusu yanında, memede ağrı olanı çok azdır. Memede ağrının nedeni, memenin kendisinden kaynaklanan patolojiler olduğu gibi meme çevresindeki kas, eklem ve kemiklerde oluşan hastalıklar da olabilir. Meme ağrısı ve meme hassasiyeti ne zaman kanseri düşündürür? Bir çok kanser kitlesi büyüyene dek ağrısızdır. Ancak meme ağrısının sadece tek bir yerde olması ve sebat etmesi kitlenin boyutuna bakılmaksızın meme kanseri şüphesini arttırmaktadır.

Meme ağrısı Tanı ve Tedavisinde neler yapılır?
Ağrı, meme kanserinin ender görülen bir belirtisi olmasına karşın yapılan tıbbi değerlendirmeyle meme kanseri olmadığı belirlendikten sonra tedaviye başlanır. Bu amaçla; önce bir Genel Cerrah tarafından meme muayenesi gerekir. 40 yaş altı kadınlarda meme ultrasonu ve 40 yaş üzerinde mamografi ve meme ultrasonu yapılır. Risk faktörü olan (özellikle ailesinde meme kanseri hikayesi bulunan) kadınlarda veya hekim tarafından gerekli görülen durumlarda mamografi 35 yaştan sonra yapılabilir.

Kadınları utandıran sorular



Kadınların, belki küçük yaşlardan itibaren ‘ayıp’ olduğu söylendiği için, belki de gerçeklerle yüzleşmeye cesaretleri olmadığı için sormaya korktukları soruların cevaplarını almak aslında zor değil.

Orgazm olduğumu nasıl anlayacağım?
Bu soru, kadınların sormaya korktuğu soruların başında geliyor. Etraflarındaki diğer kadınlardan sürekli orgazm hikayeleri duyan kadınlar, kendilerinden şüphe etmeye ve bir sorunları olduğunu düşünmeye başlıyor. Oysa ilk olarak şunu kabul etmek gerekiyor; orgazm hemen olan bir şey değil. Uzmanlara göre orgazmı öğrenmek için belirli bir zaman gerekiyor, çünkü orgazm öğrenilen bir refleks olarak kabul ediliyor. Özellikle kadınlarda klitoris sinir yapısı bakımından çok zengin. Fakat her kadın her cinsel birleşmede orgazma ulaşamayabiliyor. Kadınlarda orgazm, klitorisin ya da diğer duyarlı bölgelerdeki basıncın, vücut gerilimini artırıp vajina, uteris ve rektumda kasılmalar yaratması, bu kasılmalar sırasında kalp ve kan basıncını artırmasıyla oluşuyor. Orgazmın süresi gibi şiddeti de kişiden kişiye değişiyor. Aslında kadınların orgazm olup olmadığını anlamaması gibi bir durum çok da söz konusu değil, çünkü bir kadın vücudundaki bu değişimleri kolayca anlayabiliyor.

Cinsel ilişkiden sonra genital bölgenin temizlenmesi hamileliği önler mi?
Cinsel ilişkiden sonra genital bölgeyi temizlemek hamileliği önlemiyor, çünkü spermler hızlı bir şekilde içeri giriyor ve gebeliği başlatabiliyor. Genital bölgenin dış kısmına boşalma olursa spermler temizlenerek gebelik ihtimali azaltılmış oluyor. Fakat buna da fazla güvenmemek gerekiyor, çünkü spermler uzun süre etkisini kaybetmeden yaşayabiliyor.

Bazen cinsel ilişki sonrasında canım çok yanıyor, neden?
Vajinal sıvının yeterli olmadığı durumlarda cinsel ilişki sonrasında acı duyulabiliyor. Bu ağrılar genelde bir şey ifade etmiyor ama ağrı sürekli hale geldiyse ve her birleşme sırasında tekrarlanıyorsa, mutlaka doktora görünmek gerekiyor. Çünkü bu tip ağrılar vajinal kistlerin ve yaraların habercisi olabiliyor.

Üst üste orgazm olabilir miyim?
Kadınlar erkeklere göre daha yavaş ve zor uyarılıyor. Fakat kadınların en büyük şansı üst üste orgazm yaşayabilmeleri oluyor. Kadının boşalması daha uzun sürüyor ve ard arda cinsel ilişkiye girebiliyor. Bu nedenle orgazmın da üst üste yaşanması mümkün olabiliyor.

Regl döneminde cinsel ilişkiye girmenin zararları var mı?
Bazı uzmanlar zararlı olduğunu savunurken bazıları da regl döneminde cinsel ilişkiye girilebileceğini belirtiyor. Vajina regl döneminde enfeksiyonlara daha açık oluyor, bu nedenle de temizliğe ve korunmaya daha da dikkat etmek gerekiyor. Fakat bazı kadınlar bu dönemde istekli olabiliyor ve eşleri de bundan rahatsız olmuyorsa birlikte olmalarında çok da büyük bir sakınca bulunmuyor.

Vajina temizliğinde özel ürünler kullanmak şart mı?
Kadınlar vajina temizliği hakkında özellikle son yıllarda çıkan temizleme jelleri, kremleri, mendilleri hatta spreyleri konusunda kararsız kalıyor. Aslında uzmanların bir kısmı bu ürünlerin kullanılması gerektiğini söylerken bir kısmı da kullanılmamasını savunuyor. Kısacası uzmanlar da bu konuda bir fikir birliğine varmış değil. Fakat bilinen bir gerçek var ki, o da vajina bölgesinin kendine ait bir florası var ve bu floranın dışarıdan uygulanan maddelerle bozulması bakterilere karşı zayıf kalmasına neden oluyor. Vajinanın içinde asidik bir ortam bulunuyor ve sabun, jel gibi ürünlerin asidik ortamı bozma ihtimali bulunuyor. Vajinayı sabunla yıkamak, yanma hissine neden olabileceği gibi bu bölgedeki iyi huylu bakterilerin ve vücut savunma elemanlarının yok olmasına neden olabiliyor. Bu da ciddi enfeksiyonlara yol açıyor. Vajina için üretilen temizleme sıvılarını vajinanın içine doğru değil sadece dış genital bölge üzerinde kullanılmasına dikkat etmek gerekiyor.

DR. Eda Kumbasar – Göz Altı Morluklar için öneriler



Mimiklerle gelen çizgiler, halkalar ve morluklarla baş etmek için sizlere etkili önerilerimiz var.
Göz çevresindeki deri çok ince olduğu için daha özel bir bakıma ihtiyaç duyar. Mimiklerle gelen çizgiler, halkalar ve morluklarla baş etmek için etkili önerilerimiz var.

Güzelliğin en çarpıcı silahı olan gözler, aynı zamanda yüzümüzde yılların izlerini ilk ele veren bölgedir. Medical Park Bahçelievler Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Eda Kumbasar; yıllara meydan okuyan kadınlara, göz çevresi için basit ama etkili tüyolar verdi:

Halkalar: Gözaltı halkaları, hem erkeklerde hem de kadınlarda sık görülen ortak yakınmalardan biri. Gözaltındaki bu koyu renk halkaların nedeni ise kesin olarak bilinmiyor. Yine de buna neden olabilecek birçok faktörden bahsedilir. Bu faktörler arasında genetik nedenler, güneş ışınları, düzensiz uyku, düzensiz beslenme, sigara ve alkol tüketimi, alerjiler ve bazı sistemik hastalıklar yer alıyor.
İlk adım hijyen: Gün içerisinde göz etrafınıza ellerinizle fazla temas etmeyin. Gözü ovuşturmak, elleri sık yıkamamak enfeksiyona sebep olabilir. Gözde ve göz etrafında oluşabilecek enfeksiyonlar, gözde akıntı ve sulantıya sebep olabilir.

Genetik miras morluklar: Gözaltındaki morluklar birçok nedene bağlı olabildiği gibi genetik geçişli de olabiliyor.Eğer gözaltı morluklarının oluşmasına neden olabilecek bir hastalık yoksa, genellikle sebep genetik mirastır.

Neştersiz gençlik: Gözaltındaki torbalanmalar, morluklar ve ince kırışıklıkları tedavi etmek için çok yeni ve etkili bir uygulamadan yararlanıyoruz. Gluco eye adını verdiğimiz bu uygulama, cerrahi olmayan son derece güvenli ve etkili bir uygulamadır. Hastanın işlem için ayırması gereken süre yaklaşık 15 dakika kadar olup, işlem sayısı 2-5 seanstır ve seans aralıkları 3 haftadır.

Güneşten koruyun: Deri yaşlanması çevresel faktörlerden de etkilenir. Özellikle güneş ışınları bunun başında gelir. Uzun yıllar UVye maruz kalan kişilerden güneş ışınlarının yaptığı birikim hasarına bağlı olarak gözaltında renkte koyulaşma pigmentasyon görülebilir. Çok basit ama; en önemli yaşlanma karşıtı kremlerden biri olan güneş koruyucular yine burada da devreye girer. Güneş koruyucu kullanımı, göz çevresi kırışıklığını engellemede en önemli yöntemdir. Güneş koruyucuları bu yüzden mutlaka göz çevresi dahil tüm göz etrafına uygulamalıyız.

Düzensiz uyku morartıyor: Düzensiz uyku saatleri olan kişilerde de yine benzer problemler ortaya çıkıyor. Günde en ez 8 saat uyku ve aynı saat aralıklarında uyku düzeni gerekiyor. Uyku düzeni olmayan kişilerde göz etrafında torbalanma ve morluklar en sık karşılaşılan problemler arasında bulunuyor.
Nedeni alerji olabilir: Alerjik kişilerde yine gözaltında mor halkalar sıkça görülür. Bu yüzden alerji tanısı olan kişilerin ilgili hekime başvurup altta yatan hastalıklarıyla ilgili tedavi olmaları gerekiyor. Özellikle göz etrafında ödem, şişlik ve renk değişikliği olduğunda mutlaka bir cilt uzmanına başvurmak gerekiyor.

Kırışıklıklar için önleyici bakım kremi



Dr. Elif Güveloğlu'ndan göz çevresindeki kazayağı kırışıklıklarını önleyen bakım kremi tarifi.

Malzemeler:

* 1 çay kaşığı süt kreması ya da süt kaymağı

* 1 çay kaşığı bal

* 1 çay kaşığı keten tohumu yağı

* Yarım çay kaşığı üzüm çekirdeği yağı

* Yarım çay kaşığı zeytinyağı

* 1 tatlı kaşığı susam yağı

Hazırlama ve uygulama: Malzemelerin tamamını karıştırarak yatmadan önce göz çevresine sürerek en az 1 saat bekletin, ya da sabaha kadar bekletin.

Düzenli uygulandığı zaman göz çevresindeki kazayağı kırışıklıklarını önler.

Not: Hazırlanılan bu karışım buzdolabında 1 hafta saklanabilir.

Ender Saraç Reyhan Karaca'yı nasıl zayıflattı.

Reyhan Karaca temel reis diyeti ile zayıfladıReyhan Karaca erkek kardeşini kanserden kaybettikten sonra dengesiz beslenerek 15 kilo alınca Doktor Ender Saraç'a başvurdu. Ender Saraç Ünlü şarkıcıya bol ıspanaklı bir diyet menüsü hazırladı.Reyhan Karaca’nın ıspanaklı diyeti

Reyhan Karaca kendisi için hazırlanan diyet programına göre sabahları 3 yemek kaşığı yulafı bir su bardağı süt ile lapa haline gelene kadar pişirip yedi.
Ara öğünlerde yeşil elma, öğlen yemeklerinde yoğurtsuz ve içine pirinç katılmadan hazırlanan ıspanak yemeği, akşamları ise ızgara et ve salata yediği söyledi.

Regl sancısı için bitki çayı



Regl sancısı için bitki çayı

Bir çok kadın regl döneminde az veya çok adet sancısı çekmekte.


Doktor Ender Saraç, kadınların adet sancısını kesecek bir çay tarifi verdi.


Malzemeler


* Yarım tatlı kaşığı papatya
* Yarım tatlı kaşığı anason
* 3–4 yaprak melisa

* 2 adet tane karanfil


Bu çayı adet sancılarınızın olduğu gün 2-3 fincan için. Adet sancılarınızın azaldığını göreceksiniz.

Ender saraç Zayıflatan bitki çayı tarifi - video

Kanal D'de yayınlanan Doktorum programına katılan Dr. Ender Saraç zayıflamak isteyenlere özel zayıflatan bitki çayı tarifi verdi . izleyin

Parlak bir cilt için bezelye maskesi



Malzemeler:

İki su bardağı taze bezelye,
üzüm pekmezi
1 yumurta akı
yarım fincan ayçiçek yağı
Bir miktar un

Hazırlanışı: Bezelyeleri ezip üzüm pekmezi ile karıştırın. Yumurta akı ve yarım fincan ayçiçek yağı ekleyin. maske kıvamına gelinceye kadar un koyarak iyice karıştırın.

Göz çevreniz hariç bütün yüz ve dekoltenize uygulayın.

Etkisi : Bezelye maskesi cilt dokusu üzerinde parlaklık sağlar. Maskeyi gece yatmadan önce uygulayın. Yarım saat sonra fazlalıkları ovarak yüzünüzü temizleyin yüzünüzü yıkamadan yatın. Sabah yüzünüzü ılık su ile yıkayın.

5 Ocak 2013 Cumartesi

Hızlı güzelleşmenin sırları



Apar topar evden çıkmak zorunda kalma, aniden verilen randevular, birdenbire ortaya çıkan iş toplantıları gibi acil durumlarda ‘süslenmek’ zevkli bir ‘uğraş’ sayılmaz. Birçok hanim bu vazifeyi oflaya püfleye ifa eder.

Gelişen kozmetik endüstrisi ve pratik yöntemler bu sıkıntılı durumu hızlandırılmış çözümlerle bertaraf ediyor. Harcanılan zamanın kısalığına kıyasla oldukça verimli yöntemlerden birkaç örnek sunuyoruz…

Birkaç dakika içinde evden çıkmalısınız, fakat saçlarınız berbat. Bu durumda saçları bir şekle sokmanın yöntemi çok basit; saçlara hacim kazandırmak için başınızı öne eğip saç diplerine iki dakika masaj yapın, saçlarınız toplu bir görünüm alırken yanaklarınıza da tatlı bir pembelik gelecektir.

Saç diplerini boyatmak için kuaföre gidecek zamanınız mı yok? Eğer kumral ya da kızılsanız saç maskarası kullanabilirsiniz. Sarışınlar için öneri daha ilginç; bebek pudrası. Gerek saç maskarası gerekse bebek pudrası aynı etkiyi yapıyor. Peki, yataktan kalktığınız saçla ise gitmek istemez misiniz? Üstelik son derece sık saçlarla. O halde aksam yatmadan önce nemli saçları şekillendirici sprey kullanarak saç tutamlarını bükün, toka yardımıyla gevşekçe toplayın ve kendinize güzel bir uyku çekin.

“Tırnaklar ruhun aynasıdır” diye Fransız atasözü vardır. Tırnaklarınız kuruysa hafif ayçiçeği yağıyla seyreltilmiş limonlu zeytinyağında 20 dakika bekletin. Böyle bir ‘solüsyon’ hazırlamaya bile vaktiniz yoksa bebe yağının da bu parlaklığı verdiğini belirtelim. Bununla birlikte, cildiniz kuru ve solgun görünüyorsa oksijen içeren losyonları deneyin. Fakat cildinizde boncuk taneleri şeklinde lekeler varsa su içermeyen ürünler kullanmanız gerekiyor.


Acilen bir gece davetine katılmanız icap edebilir. Paniğe hiç gerek yok! Saçınızın bir kısmına açık renk jel sürebilir ya da yıkanınca çıkan renklendirici jel ile şekillendirebilirsiniz. Öte yandan ‘etkileyici gözlerle’ bakmak için kirpiklerinizin ucuna mavi, bordo ya da lacivert rimel sürmeniz yeterli. Kylie Minoque, Penelope Cruz gibi ünlüler bu yöntemden vazgeçmiyor.

Magnezyum ile iyi uykular.



Artık rahat bir uyku çekebilmek için ilaçlara ihtiyacınız yok. Eğer gündüzleri içtiğiniz kahveden vazgeçmenize, saat 20.00′den sonra egzersiz yapmayı bırakmanıza ve uyku maskesi kullanmanıza rağmen bir türlü uyuyamıyorsanız, o zaman vücudunuzun magnezyuma ihtiyacı var demektir. Bir doz magnezyum sizi rahatlatır, uyumanıza yardımcı olur ve kendinizi sürekli yorgun hissetmenizi engeller.

Günlük hayatta işinize yarayacak güzellik sırları!

Doktorlar sağlıklı kemikler ve kaslar için de günde en az 270 mg. magnezyum alınmasını öneriyor. Magnezyum ihtiyacını ayrıca yeşil sebze, balık ve fındık yiyerek de giderebilirsiniz.

Eğer doğal kozmetik deyince aklınıza sadece “bio-reyonlar” geliyorsa, size yanıldığınızı hatırlatmak isteriz. Çünkü son dönemde birçok kozmetik markasının ürün içeriği neredeyse bir süpermarket alışveriş listesi kadar çeşitli. Mutfaklarımızın vazgeçilmezleri üzüm, mango, bal, Hindistan cevizi, zeytinyağı güzelliğin hizmetinde…
Özellikle zeytinyağı sadece yemeklere kattığı lezzetle değil tedavi edici özelliğiyle de biliniyor. İçindeki bakım yapan besin maddeleri, alerjik ya da çok hassas ciltler için bile rahatlıkla kullanılabildiğinden pek çok üründe yer alıyor. Zeytinyağı, kuru ciltlerin bakımının yanı sıra saç ve saç derisi bakımında da kullanılıyor. Zeytinin çekilmiş çekirdekleri de yumuşak bir cilt peeling’i için şimdilerde ürünlerde yer alıyor.

Üzüm suyu, pirinç, salatalık mucize etkileri
Üzüm suyu da güzelliğin yeni iksiri olarak bakım ürünlerinde sıkça kullanılıyor. Bileşimindeki polifenoller cilt için birer gençlik mucizesi olarak kadınların hizmetine sunuluyor. Üzümdeki OPC fenolleri, cilt kırışıklıklarının en büyük nedenlerinden biri olarak gösterilen serbest radikaller üzerinde etkili. Kırmızı üzüm de gerginleştirici ve hücre yenileyici özelliklerinden dolayı kozmetikçilerin tercihleri arasında yer alıyor.

Cilt yenilenmesinde etkili bir başka besin maddesi de pirinç. “Mikro-dermasion” peeling etkisiyle cildi pürüzsüzleştiriyor. Salatalık ekstresi ya da aloe vera ise cildi rahatlatırken aynı zamanda tazelik hissi veriyor.

9 Aralık 2012 Pazar

Fibrokist için brokoli kürü


Fibrokist için brokoli kürü

Genel olarak her iki kadından birisinin göğsünde Fibroadenom (Fibrokist) oluşmaktadır.

Oluşan fibrokistlerin giderilmesinde 21 günlük Brokoli Kürü tamamlayıcı tedavi yöntemi olarak mükemmeldir.

Hazırlanması: 1/2 litre kaynayan suyun içine 200 gram taze brokoli koyun ve beş dakika haşladıktan sonra ocaktan alın ve ılıdığı zaman süzün.

Uygulaması: Elde ettiğiniz brokoli suyunun yarısını sabah kahvaltısından önce diğer yarısını da öğle yemeğinden yirmi dakika önce için. Haşlanan brokoliyi yemeniz gerekmez.
 
Bu kürü uyguladığınızda Göğsünüzdeki ağrıların ve fibrokistlerin yavaş yavaş yok olduğunu görebilirsiniz.

Ancak Brokoli kürü uyguluyorum diye kesinlikle hekim kontrol ve önerilerini ihmal etmeyiniz. Gerekirse 21 günlük bu kürü 1 hafta ara verdikten sonra tekrar edin.

Dikkat 1: Hormonlu ve transgen tohumdan elde edilen brokoliyi bu amaçla kullanmayınız. Satın alacağınız brokolinin taze ve diri olmasına dikkat ediniz. Sararmış olan brokoliyi satın almayınız. İhtiyacınız olan yirmibir günlük brokoliyi 200-250 gramlık porsiyonlar halinde derin dondurunuzda saklayabilirsiniz.
Derin dondurucuda sakladığınız brokoli altı ay boyunca etkin özelliğinden hiçbir şey kaybetmez. Kürü uygulayacağınız yirmibir gün boyunca uzun ara vermemeniz gerekir. Bu nedenle ihtiyacınız olan yirmibir günlük brokoli miktarını stoklamanızı öneririm.
Dikkat 2: Bu kürü uygularken, kahve, çikolata, ceviz (tazesi veya kurusu), portakal ve portakal suyu, taze beyaz üzüm tüketilmemelidir.

Dikkat-3: Göğüste teşhis edilen Fibroadenom "solid kitle" olarak tanımlanmış ise, brokoli kürü göğüste bulunan solid-kitle üzerinde etkili değildir. Göğüsteki fibrokistlere karşı etkilidir. Yani, kist olarak tanımlanmış olması gerekir.

Eğer, hekiminiz göğüsteki fibroadenom'u kist veya kistik yapı olarak tanımlamış ise, bu taktirde brokoli kürünü uygulayabilirsiniz.

Fındık mı yoksa ceviz mi daha yararlı?


Fındık mı, ceviz mi daha yararlı? sorusu bana sık sorulan sorulardan biridir ve cevabım hiç değişmez:

ceviz de fındık da, yer fıstığı da badem des ağlığa yararlı yiyeceklerdir.

Birbirlerinden ufak besinsel farkları olsa da bu dörtlünün her biri özellikle atıştırmalık olarak en sağlıklı seçimlerdir.

Ara öğün olarak her zaman akla gelmesi gereken bu besinlerden cevizin Omega-3, fındığın E vitamini, bademin kalsiyum, yerfıstığının ise resveratroldan daha zengin olma gibi avantajları var. Ortak dezavantajları ise yüksek kalorili olmaları.

Bu dörtlünün her birinin 100 gramında 600 kalori var ki bu bir kadının günlük kalori ihtiyacının üçte biri, erkeğin ise neredeyse dörtte biridir. Bu sebeple bunları avuç avuç yerseniz kolayca kilo alır, fayda yerine zarar bile görebilirsiniz.

Benim önerim ara öğün olarak yerken 30 gramı keyif için yediğinizde 50 gramı asla geçmemenizdir.

Prof Dr Osman Müftüoğlu

8 Eylül 2010 Çarşamba

Erkekler için göbek eritme rehberi

“Erkekler İçin Garantili Göbekten Kurtulma Rehberi”ndeki kurallara uyun, fit olun.

Tarihin gözde erkeklerine bakın; biri bile göbekli değil!

O yüzden artık göbeğinizle sevimli olduğunuzu düşünmekten vazgeçin. Dr. John Biffra’nın yeni kitabı “Erkekler İçin Garantili Göbekten Kurtulma Rehberi”ndeki kurallara uyun, fit olun.

Kadınların ömrü “Göbeğim çıktı mı, selülitlerim azdı mı, popom büyüdü mü” endişeleriyle geçiyor. Biz böyleyken, erkekler koca göbekleriyle adeta övünüyorlar. Kadınların yağları “tu kaka” erkeklerinki “maşallah”…

Ama bir de şu açıdan bakın; mesela biz selülitlerimize bu kadar kafayı takmadan 20 yıl önce, hangi erkek selülitin farkındaydı? Filmlerde, fotoğraflarda selülitini saklayan kadın yoktu ve her kadının selüliti vardı. Ama o zamanlarda bile tüm gözde erkekler filinta gibiydi.

Tüm dünyada göbeğine rağmen sevilen sadece dört erkek var: Homer Simpson, Noel Baba, Buddha ve Danny de Vito. Bizim selülite savaş açmamız ise yine erkeklere yaradı; bu sayede eczane vitrinlerinde, dergilerde, gazetelerde, reklamlarda bol bol bikinili kadın vücudu görmeye başladılar. O yüzden belki de artık kendi vücudumuzla barışıp, erkeklere “Sen kendi göbeğine bak” deme zamanı!

5 MADDEYİ UYGULAYIN

Waist Disposal: The Ultimate Fat Loss Manual for Men (Erkekler İçin Garantili Göbekten Kurtulma Rehberi) adlı kitabın yazarı Doktor John Biffra, beş maddeye uyarsanız bir ayda göbeğinizin erimeye başlayacağını söylüyor.

İşte o 5 madde:

1. Kalori saymayı unutun! Kaloriler yerine ne yediğinize dikkat edin. Yüksek proteinli, düşük kalorili ve doyurucu yemekler yemelisiniz. Aç kalıp iştahınızın şahlanmasına yol açmayın. Ara öğünlerde kuruyemiş atıştırın.

2. Gazlı içeceklerden, şekerli yiyeceklerden uzak durun.

3. Et, balık, tavuk, yumurta, havuç ve patates dışındaki sebzeler, özgürce yiyebilecekleriniz. Her zaman şunu aklınızda tutun: Bütün alışkanlıklarımızın temelinde evrimsel geçmişimiz var. Evrimin başından beri et, balık, meyve, yumurta, fındık-fıstık, sebze yiyoruz. Ama sağlığa zararlı yiyeceklerle yakın geçmişte tanıştık. Bizim için bu kadar yeni olan yiyecekleri, hayatımızdan çıkarmak ne kadar zor olabilir ki?

4. Diyeti ve sporu sadece göbekten kurtulma yolu olarak görmeyin. Yapacağınız her şey genel sağlığınız için faydalı. Bunu düşünürseniz severek spor yaparsınız.

5. Amacınız kilo vermek değil, yağlardan kurtulmak olsun.

SPORUN ETKİSİ % 40

“Bütün egzersizler kilo verdirir. Kilo vermenin mantığı, vücudun kalori yakmasıdır. Aslında oturduğumuz yerde bile bunu yaparız; nefes alıp vermek, elimizi kaldırmak, yediğimiz yemekleri sindirmek gibi yaşamsal faaliyetlerimizde vücudumuz kalori yakar’ diyen Spor Birimleri Şefi Erhan Ünal, şöyle devam etti:

‘Ama önemli olan, kas oranımızı artırmak ve karın kaslarını kuvvetlendirmektir. Bunu da öncelikle direnç egzersizleriyle başarabiliriz. Ağırlık egzersizleri, pilates, yoga gibi… Bu egzersizler, kas oranlarını artırarak metabolizmayı hızlandırır.

Daha çok kalori yakmak için ayrıca 30-50 dakikalık kardiyovasküler egzersizler faydalıdır; yani koşu, yürüyüş, bisiklet, kick boks, futbol, basketbol, tenis… Yağ yakarken ve göbeği eritirken; beslenme yüzde 60, spor ise yüzde 40 oranında etkilidir. Beslenmeyi düzene sokmadan kilo vermek imkânsızdır.”

ERKEKLER DİYETTE %99.9 BAŞARILI

Dr. John Biffra, erkeklerin kadınlara göre daha kolay kilo verdiğini söylüyor. 30 günlük düzenli bir diyetin sonunda, hem göbeğinizin küçüleceğini hem de enerjinizin artacağını belirtiyor:

“Erkeklerin psikolojisi çok basit. Kadınlarınki ise çok daha karışık; belki hormonal etkilerden, belki tekrarlanan diyetlerden, belki de evrimsel nedenlerden… Kadınlar daha uzun sürede kilo veriyor. Ama 100 erkeği alın, onlara nasıl doğru besleneceklerini gösterin, yüzde 99.9’u hemen kilo vermeye başlayacaktır.”

DİYETTE NELER YEMELİSİNİZ?

Dr. John Biffra, çok satacak bir kitap yazdı ama siz sadece ona bağımlı kalmayın. Uzmanlar, diyete başlamadan önce, böbreküstü bezleri ve tiroit hormonlarınız, kolesterol ve yağ oranlarınız, açlık ve tokluk kan şekeriniz hakkında tahlil yaptırmanız gerektiğini söylüyor.

Çünkü hormonlarınız veya farkına varmadığınız hastalıklarınız, göbeklenmenize yol açmış olabilir. Metabolik bir sorununuz yoksa diyete başlayabilirsiniz. “Bir kibrit kutusu büyüklüğünde beyaz peynir” diyeti yapacağınızı zannetmeyin. Diyet uzmanı size yaşam koşullarınıza ve yemek alışkanlıklarınıza uygun diyeti verecektir.

Ama şu kurallara da uyun:

* Sevmeseniz de sebze yemelisiniz. Ama etli sebze yemeklerinden bahsetmiyoruz.

* Et istiyorsanız ve kolesterol probleminiz yoksa ızgara et, fırında rosto tarzı yemekleri tercih edin.

* Etin suyu yerine kendisini tüketin. Yani pilavınızın üstüne koymak için “Şu yemeğin suyundan biraz alayım” demeyin.

* Haftanın iki günü kırmızı et, iki günü balık, iki günü ise tavuk yemelisiniz. Bunların ızgara, buğulama ya da fırında pişirilmiş olmasına dikkat edin.

* Ekmek olmadan doymayanlardan mısınız? Çok tahıllı veya tam buğday ekmeğini tercih edin (Diyet yapan kadınlar gibi görünmekten korkmayın, çok tahıllı ekmekler hem lezzetli ve sağlıklı, hem de havalı).

* Ortalama 10 kg. fazlalığı olan bir erkek, günde 3 orta boy dilim ekmek ya da onun yerine 6 yemek kaşığı pilav/makarna tükmeli.

* Havuç hariç, sebzelerin hepsini çiğ olarak sınırsız tüketebilirsiniz.

* Meyvelerden muz, üzüm ve incir yerine şeftali, armut, karpuz, malta eriği, kiraz, erik ve çileği tercih edin.

* Ara öğünde, sabah saat 10.30-11.00 civarı yarım simit ve bir bardak ayran tüketin. Simitteki susamın yağlarıyla ayranın yağı birleşince, karın yağlarını kırıyor. Akşam üzeri ise saat 15.30 civarında meyve yemelisiniz.

* 10 günde bir, bir porsiyon sütlü tatlı yiyebilirsiniz. Ama diyet tatlı olmasın.

* Alkole gelince… Homer Simpson gibi olmak istemiyorsunuz değil mi? O zaman birayı unutun! Viski, votka, rakı ve şarap içebilirsiniz. Ama en iyisinin şarap olduğunu unutmayın.

* Masa başı işi yapıyorsanız metabolizmanızı hızlandırmanız gerek. Bunun için yeşil çay (yeşil çayın şeftali aromalı gibi çeşitlerini deneyebilirsiniz, yeter ki şekersiz olsun), limonlu su, elma suyu veya biberiye, kekik, tarçın, karanfil çayları için. Bu içecekler hem şekeri düzenliyor, hem de metabolizmanızı canlandırıyor.

MASA BAŞI EGZERSİZİ

* Masa başında, oturduğunuz yerde küçük hareketlerle karın bölgenizi çalıştırın: Karnınızı içeri çekip bacaklarınızı uzatın ve sanki frene, gaza basar gibi ayaklarınızı itin.

* Bir de, bir zahmet spor yapın! Spor salonuna üye olmasanız da yürüyüş yapabilir, bisiklete binebilir ve mesela televizyon izlerken suyunuzu mutfaktan kendiniz alabilirsiniz!

KEL OLMAK KADAR KORKUTUCU

“Erkeklerin zayıflamak istemesinde estetik etiketler önemli. Erkekler görünüşlerini kafaya taktıkları zaman, en çok göbekleri yüzünden üzülürler. Göbeklerindeki yağları tutup, ‘İşte bundan kurtulmak istiyorum’ derler.

Çünkü günümüzün estetik anlayışına göre, minik bir göbeğin olması, kel olmak kadar korkutucu. Oysa 10 yıl önce karın bölgesindeki yağlara karşı daha hoşgörülüydük. Hatta büyük göbekler, zengin sofralar bir gurur kaynağıydı. Şimdi, sağlık hakkında daha bilinçliyiz” diyor Dr. Biffra.

Ro2.biz