kadın etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kadın etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Ocak 2013 Cumartesi


Eğer doğal kozmetik deyince aklınıza sadece “bio-reyonlar” geliyorsa, size yanıldığınızı hatırlatmak isteriz. Çünkü son dönemde birçok kozmetik markasının ürün içeriği neredeyse bir süpermarket alışveriş listesi kadar çeşitli. Mutfaklarımızın vazgeçilmezleri üzüm, mango, bal, Hindistan cevizi, zeytinyağı güzelliğin hizmetinde…
Özellikle zeytinyağı sadece yemeklere kattığı lezzetle değil tedavi edici özelliğiyle de biliniyor. İçindeki bakım yapan besin maddeleri, alerjik ya da çok hassas ciltler için bile rahatlıkla kullanılabildiğinden pek çok üründe yer alıyor. Zeytinyağı, kuru ciltlerin bakımının yanı sıra saç ve saç derisi bakımında da kullanılıyor. Zeytinin çekilmiş çekirdekleri de yumuşak bir cilt peeling’i için şimdilerde ürünlerde yer alıyor.

Üzüm suyu, pirinç, salatalık mucize etkileri
Üzüm suyu da güzelliğin yeni iksiri olarak bakım ürünlerinde sıkça kullanılıyor. Bileşimindeki polifenoller cilt için birer gençlik mucizesi olarak kadınların hizmetine sunuluyor. Üzümdeki OPC fenolleri, cilt kırışıklıklarının en büyük nedenlerinden biri olarak gösterilen serbest radikaller üzerinde etkili. Kırmızı üzüm de gerginleştirici ve hücre yenileyici özelliklerinden dolayı kozmetikçilerin tercihleri arasında yer alıyor.

Cilt yenilenmesinde etkili bir başka besin maddesi de pirinç. “Mikro-dermasion” peeling etkisiyle cildi pürüzsüzleştiriyor. Salatalık ekstresi ya da aloe vera ise cildi rahatlatırken aynı zamanda tazelik hissi veriyor.

27 Temmuz 2009 Pazartesi

Simir (smear) Testi.

Rahim ağzı kanserinin erken teşhisi için mutlaka yaptırılmalıdır.

Halk arasında simir testi olarak bilinmektedir.
Bu test ile kanser öncesi lezyonlarının doktorlar
tarafından daha kolay tanınıp tedavi edilmesini sağlar.

Simir testi taramasına , ilk cinsel ilişki ile başlanmalıdır.(18 yaşında veya herhangi bir yaşta )

Bütün seksüel olarak aktif kadınlarda yılda bir kere uygulanması tavsiye edilmektedir.

Cinsel ilişkiye geç başlayan ve tek partneri olan kadınlarda rahim ağzı kanserinin gelişme riski
çok düşüktür.Hiç cinsel ilişkiye girmemiş kadınlarda ise servikal kanser gelişme riski yaklaşık sıfırdır.Servikal kanser gelişme riski düşük olan olan guruptaki kadınlarda smear bir yıldan daha geniş aralıklar ile tekrar edilebilir.Kanser olmayan nedenlerden dolayı histerektomi (rahim alınması ameliyatı) olmuş kadınlarda smear taraması her 3 yılda bir yapılmalıdır.

Simirsmear) testi nasıl yapılır?

Genellikle bu testi yaptırmak isteyen kadınlar ve özellikle ilk defa yaptıracakların merak ettiği bir sorusu.Acaba nasıl yapılır. Smear testi yapılması son derece basit bir yöntemdir ve ağrılı değildir.Hiç bir dokuya zarar vermeyen ve acı uyandırmayan bir uygulamadır.Test işlemi 15-30 saniye arasında sürer.
Genellikle rutin jinekolojik muayene sırasında uygulanır .Muayenede
vajinal spekulum takıldıktan sonra rahim ağzı (serviks) görülür. Vajina ve serviks (rahimağzı) çıplak gözle görülebilen lezyonlar(yaralar) açısından değerlendirildikten sonra yumuşak bir fırça yada özel bir spatula yardımı ile rahim ağzı bölgesinden salgı alınmaktadır. Sürüntü materyali olan salgı, lam denilen ince bir cam üzerine yayılıp ,alınan hücrelerin cam yüzeye yapışması
için alkol dolu bir kap içine konur veya üzerine yapıştırma özelliği olan bir sprey sıkılır. Fiksasyon denen bu işlem yapıldıktan sonra cam preparat özel bir saklama kabı içine konarak patolojiye gönderilmektedir. Patoloji laboratuvarında boyama işlemlerinden geçirilen cam, mikroskop altında incelenerek, değerlendirilir. İnce yayma teknikle, Human Papilloma Virus (HPV) tayini de yapılır.

Opr.Dr. Nevra Topalismailoğlu

Çeşitli kaynaklardan derlenmiştir.

Rahim ağzı kanserine sebep olan etkenler.

Rahim ağzı kanseri meme ve rahim kanserinden sonra kadında en fazla rastlanan üçüncü kanserdir. Ortalama görülme yaşı 45 dir. Erken rahim ağzı kanseri hastasının %95'inden fazlası iyileşebilir. Bu yüzden erken teşhis ve tedavisi önemlidir. Rahim ağzı kanserinin nedeni tam olarak bilinmemektedir. Fakat kansere yatkınlığı arttıran bazı faktörler vardır. Bunlar;

* Siyah ırkda daha fazla görülür,
* Çok eşlilik,
* Cinsel temasın 20 yaşından önce başlaması,
* Düşük sosyo ekonomik düzey,
* Viral ve bakterial enfeksiyonlar,
* Çok doğum,
* Sigara içimi,
* Vitamin C eksikliği,
* Erkek eşin sünnetli olmaması,
* Hastanın bağışıklığının baskılanması.

Rahim Boynu Kanserinin Klinik Bulguları
Erken evre kanserler genelde bulgu vermezler. Erken dönemde yakalayabilmek için yıllık rutin smear testi ve muayene gereklidir. İlerlemiş kanserin klinik bulguları;

*
Adet arası kanamalar
* Bu kanamalar lekelenme, kanlı akıntı veya aşikar kanamalar şeklindede olabilir. Genelde kokulu, kaşıntı yapmayan akıntıdır.
* İlişki sonrası kanama
* Kasık ağrısı genellikle tek taraflıdır
Zayıflık, kilo kaybı ve kansızlık hastalığın geç dönem bulgularıdır.

Rahim ağzı kanserinin ilerlemesi bazen çok hızlıdır. Bu nedenle, kanserin erken dönemde saptanabilmesi için gebelerde dahil olmak üzere tüm kadınların düzenli jinekolojik muayene ve smear testi yaptırmalarının büyük önemi vardır. Çünki hastalık bulgu vermeye başladığında çoğunlukla ilerlemiş safhadadır, ve klinik olarak yapılacak şeyler kısıtlıdır. Kanserin tanısı jinekolojik muayene ve alınan örneklerin patolojik incelemesi ile yapılır. Erken evre kanserlerin tedavisinde sadece rahim boynu veya rahimin alınması ile başarılı sonuç elde edilirken, ilerlemiş kanserlerde büyük ameliyatlar ve bunlara ek olarak yapılan radyoterapi ve kemoterapi tedavilerinin sonuçları pek yüz güldürücü olmamaktadır.

Rahim Kanserlerinde ne tür şikayetler ortaya çıkar?

Rahim kanserinin ilk bulgusu menopoz sonrası dönemde vaginal kanamalar iken adet gören kadınlardayse düzensiz adet kanamaları şikayetleridir.

ÇOK ÖNEMLİ!
Menopoz sonrası kanaması olan veya 40 yaş sonrası artmış (özellikle pıhtılı) vaginal kanama şikayeti olan tüm kadınlar rahim kanseri riskine karşı doktora başvurmalıdır.

Ayrıca periyodik jinekolojik muayeneler sırasında vaginal ultrason ile rahim iç zarı (endometrium) kalınlığı ölçümü de rahim kanseri hakkında fikir verebilmektedir.

Menopoz sonrası yıllarda kalınlaşmış bir endometrium izlenmesi durumunda da hastalar kanser açısından değerlendirilmelidir.

Pap-smear testi rahim kanseri erken tanısında kullanmaya elverişli bir test değildir. Bu test daha çok rahim ağzı (serviks) kanseri taramasında önemlidir.

Rahim kanserine yol açan sebepler.

* Geç menopoz
* Çocuk doğurmamış olmak
* Genç yaşlarda adet düzensizlikleri, adet gecikmeleri, PCOS
* Şişmanlık (Obesite)
* Hipertansiyon
* Şeker hastalığı (Diabetes mellitus)
* Endometrial hiperplazi öyküsü olanlar
* Önceden doğum kontrol hapı kullanmış veya kullanmakta olanlar rahim kanseri ve yumurtalık kanseri için risklerini azaltırken, rahim ağzı (serviks) kanseri için risklerini arttırırlar.

Rahim kanseri nedir?


Rahim kanseri veya tıbbi literatürde "uterin kanser veya uterus kanserleri" denildiğinde rahim içini döşeyen endometriumdan (rahim iç zarı) kaynaklanan kanserler anlaşılır. Bu kanserlere "endometrium kanseri" de denir.

Kadınlardaki tüm kanserler arasında dördüncü sırada olup, aynı zamanda en sık görülen kadın üreme sistemi kanseridir. Rahim kanseri genellikle menopoz sonrası yıllarda ortaya çıkmaktadır. Genellikle 50-60 yaşları arasında görülür.

Rahim kanseri endometrium dokusunda geliştikten sonra kadın üreme sisteminin diğer organlarına da yayılma eğilimindedir. İlk önce rahim ağzı (serviks), tüpler ve yumurtalıklara doğru yayılır. Daha ilerlemiş hastalık durumlarında lenfatik damarlar aracılığı ile vücudun diğer bölümlerine atlar. Bir kanserin lenf veya kan yoluyla yayılması olayına "metastas" denir.

Bayanlara Zayıflama macunu


Herbalist Şevki Güngör'den kilo vermeye yardımcı doğal zayıflama macunu

Herbalist Şevki Güngör önerdiği doğal zayıflama macununun kilo verme konusunda çok etkili olduğunu söylüyor.Zayıflama macununu şeker hastaları da kullanabilir.

Zayıflama macunu tarifi :

Malzemeler:

• 1 tatlı kaşığı Zencefil
• 1 yemek kaşığı yaban mersini
• 1 yemek kaşığı funda yaprağı
• 1 yemek kaşığı kantaron
• 1 yemek kaşığı adaçayı
• 1 yemek kaşığı sinameki
• 1 yemek kaşığı kekik
• Nar ekşisi

Uygulama: Bikileri toz haline getirerek karıştırın. İçine macun kıvamına gelene dek nar ekşisi ilave edin. Zayıflama macununu kavanoza koyarak serin bir yerde saklayın. Günde üç öğün yemeklerden 1 saat sonra 1 tatlı kaşığı yiyin.

16 Temmuz 2009 Perşembe

İSTENMEYEN TÜYLERE KESİN ÇÖZÜM YOLU DOĞAL YÖNTEM

Nette gezerken görüdüğm bu formülü sizlerle paylaşmak istedim. Yazılana göre, aşağıda tarifini vereceğimiz, formül, 1 haftalık bir uygulama sonrasında, istenmeyen tüylerden sonsuza kadar kurtulma imkanı sağlıyor.

GEREKLİ MALZEMELER :
* 1 adet soğan,
* 1 diş sarımsak,
*Siyah merhem ( aktardan alınacak)
HAZIRLANIŞI VE KULLLANIM ŞEKLİ : Soğanı, kısık ateşte, yanacak kadar, közleyin. Sarımsağırı, rendeleyin. Siyah merhemle, sarımsarı karıştırın. Tüylerin üzerine, ince bir tabaka halinde sürün. En üste, yakılmış soğanımızı kapatarak, öylece yarım saat bekleyin. Bu işlemi bir hafta boyunca her gün tekrarlayalım. Bazen bu süre tüylerin direnmesine göre uzayabilir. 1 haftanın sonunda, sitenmeyen tüylerinizden tamamen kurtulacaksınız.

DUDAK BAKIMI İÇİN PRATİK ÖNERİLER


Tüm cilde ve saçlara uygulanan bakımlar sırasında, dudaklar ihmal edilir. belki de bakıma ihtiyaç duydukları pek akla gelmez. Güzel ve çekici dudaklara sahip olmak, aslında son derece kolay. İşte dudak bakımnda, pratik , fakat etkili bir kaç öneri;
* Sabahları kalktığınızda, dudaklarınızı, eski bir diş fırçası yardımı ile fırçalayın. Peeling etkisi yaparak, dudaklardaki ölü deriyi atmanızı sağlar.
* Bu işlemden sonra, dudaklarınıza, limon sürün.
* Islık çalın.
* Sık sık, sesli harfleri arda arda söylen.
Nemlendirici sürdükten sonra, kaliteli bir ruj ile dudak bakımınızı tamamlayın.

CİLTTEKİ ÇÖKÜNTÜLER VE KIRIŞIKLIKLAR İÇİN BİTKİSEL ÖNERİ

Zamanla, ciltteki kolojen yapının bozulması ve cildin elastikiyetini kaybetmesi sonucu, ciltte, çökmeler ve kırışıklılar meydana gelir. Bu iki sıkıntıdan kurtulmak ve güzel bir cilde sahip olmak için, bitkisel yöntemlerden faydalanabilirsiniz. Sizler için hazırlamış olduğumuz önerimiz;
GEREKLİ MALZEMELER :
* 1 avuç civanperçemi çiçeği,
* 1/2 fincan limon suyu,
* 1 çorba kaşığı zeytinyağı,
* 1 tatlı kaşığı süzme bal,
* 1 adet yumurta sarısı, (çırpılacak)
* 1 bardak damıtılmış su,
* Yulaf unu,
HAZIRLANIŞI VE KULLANIM ŞEKLİ : Civanperçemi çiçeğini, 10 ka. kaynattıktan sonra sıkarak süzün. Diğer malzemelri, başka bir kapta karıştırın. Hazırlanan karışıma, soğumuş olan civan perçemi suyunu ekleyin. Bu karışımın içine, macun kıvamına gelene kadar, yulafunu ekleyin. Maskeyi cildinize ve dekoltenize sürün. 1 saat sonra, ılık su ile yıkayıp, gül suyu ile cildinizi silin.

Selülit için kahveli vücut peelingi


Selülit için kahveli vücut peelingi tarifi:

Malzemeler:

• 2 fincan çekilmiş kahve
• 1/2 fincan tozşeker veya deniz tuzu
• 2-3 yemek kaşığı masaj yağı

Uygulama: Öncelikle cildinizin gözeneklerinin açılması için sıcak bir banyo yapımalısınız. Daha sonra malzemelerin tamamını karıştırıp güçlü dairesel hareketler ile elde ettiğiniz kahveli karışımı cildinize uygulayın.

Uygulamadan sonra duş alarak cildinizi temizleyin. Cildinizi kuruladıktan sonra vücut losyonunuzu sürün. Kahve cildinizi canlandırır aynı zamanda selülitlerinize de iyi gelir.

8 Nisan 2009 Çarşamba

Cilt temizliğinde dikkat edilmesi gereken noktalar

Cilt temizliği sadece güzelliğiniz için değil, gerçekte cilt sağlığınız için gerekli olan bir işlemdir ve makyaj yapılmasa bile gereklidir. Günlük bakımın ilk adımı olan cilt temizliği cildin durumuna göre ve kişilerin temizlik alışkanlıklarına göre değişebilmektedir.

Su ile temizliği sevenler köpük veya jel kıvamındaki ürünler ile ciltlerini temizleyebilirler. Kuru ve hassas cilde sahip olanlar ise mümkün olduğunca tül veya krem formundaki temizleyicileri kullanmalıdırlar.

Bu işlemin ardından losyon veya diğer bir deyişle tonik cilt için gerekli olan temizliği yapmada 2. adımdır. Bazen gereksiz bulunsa da gerçekte cilt temizliğinin son noktası losyonlardır. Tabi bunlar da cildin durumuna göre farklı formüllerdedir ve kullanımları da ona göre değişebilmektedir.

Göz makyajı temizlenirken de dikkat edilmesi gereken şey hassas göz derisini tahriş etmeden temizlemektir. Sağa-sola değil, aşağı-yukarı yumuşak hareketler ile göz makyajı temizlenmelidir. Ardından fazlası da bir kağıt mendil ile alınmalıdır.

Eğer göz makyajı suya dayanıklı, yoğun gece makyajı veya sahne makyajı ise, özel temizleyiciler pamuk üstüne bir miktar dökülerek göz kapağı üstünde biraz bekletildikten sonra, yine aşağı ve yukarı hareketler ile temizlemelidir.

Peeling ve maskelerin önemi, uygulanması ve uygulama sıklığı

Haftalık cilt temizliği ve cilt bakımında peeling ve maskelerin yeri çok önemlidir. Cildi ölü deriden arındıran peeling cilt için bir nevi kese görevi yapmaktadır.

Cilt tipine göre farklı granül büyüklükleri ile ciltte arındırma yaparlar. Yine cildin tipine göre kullanım sıklıkları da değişmektedir.

Ancak banyo sonrasında yumuşamış ve gözenekleri açılmış bir cilde ıslak iken uygulanması daha yararlıdır.

Hafif hareketler ile burun kanadı üstünde 2 parmak baskısını daha artırarak uygulanır, ardından bol su ile yüzden arındırılır. Bu işlem haftada 1 ya da 2 kez tekrarlanmalıdır.

Ancak bu, cilt durumuna göre değişebilir, akneli ve sivilce olan ciltler peelingden kaçınmalıdır.

8 Mart 2009 Pazar

Hamilelikte alınan kiloları nasıl verebilirsiniz?

Bir çok kadın hamilelik süreci içinde ne kadar dikkat ederse etsin fazladan bir kaç kilo alır. Bazı istisnalar olsa da sonuç genellikle değişmez, her hamilelik anneye bir kaç kiloluk bir anı bırakır.

Bu durumun abartılı olması da mümkün. Hamileliğinin sonunda aldığı kilolar 30’u geçenler bile oluyor.

İşin kötü yanı hamilelikte alınan bu kilolar kolay kolay verilemiyor. Bu durumun bedensel, ruhsal, hatta sağlık sorunları ile ilişkili sebepleri var…

Hipotiroidiye Dikkat!

Bunlardan biri (belki de birincisi) tiroid yetmezliği, yani hipotiroididir. Hamilelik ve sonrasında tiroid bezi iltihaplarına yakalanma sıklığı artıyor.

Diğer taraftan hamilelik ve sonrasında karşılaşılan tiroiditler çoğu zaman ağrı, yutma güçlüğü, ateş, vs gibi belirtilere de yol açmıyor.

Bu sebeple de zaten tıp literatüründe “sessiz tiroidit” adıyla tanımlanıyor. Hamilelik sürecinde tiroidit sorununun sıklaşmasının birden çok sebebi var.

Bunların en başında da hamileliğin yaptığı bedensel ve ruhsal fırtınalar geliyor. Hamilelik kadın vücudunda çok önemli metabolik, ruhsal, hormonal ve bağışıksal değişikliklere yol açıyor.

Kadınlarda zaten hassas olan bağışıklık sistemi eğer bu fırtınalara direnemezse “otoimmün tiroidit” olarak bilinen tiroid bezi zararlanmaları ortaya çıkıyor. Bu zararlanmalar tiroid bezinin hormon üretimini aksattığından yavaş seyreden, sinsi, sessiz ve derinden giden, bu nedenle de gözden kolayca kaçan tiroiditlerle hamilelik ve doğum sonrası dönemde daha sık karşılaşılıyor.

İşte bu nedenle doğum sonrası kilolarını vermekte zorlanan hamilelerde tiroid fonksiyonlarını dikkatle araştırmak gerekiyor.

Depresyon Ve Diyabet De Önemli

Hamilelik sonrasında bazı kadınların yaşadığı depresyon sorunu da kilo almanın bir başka nedeni olarak gösteriliyor. Hamilelik sonrası depresyon bazen hipotiroidi ile birlikte de olabiliyor.

Ayrıca gizli diyabeti olan annelerde hamilelik diyabeti ortaya çıkabiliyor. Bu durumda da kilo dengesini korumak problem haline gelebiliyor.

Ve Diğerleri

Doğum sonrası annenin üstlendiği ikinci ve çok önemli bir görev de çocuğu emzirmektir. Bebeği besleme telaşı çoğu annede gereğinden fazla yiyip içmeye, daha çok süt üretebilmek için daha yüksek kalorili besinler tüketmeye neden oluyor.

Yüksek kalori alımının doğal sonucu olarak da kilo alımı çoğu zaman hamilelik sonrasında da devam ediyor. Bu duruma annenin bebek bakımı nedeniyle uykusuz geçirdiği geceler, aktivite ve egzersiz imkânlarının sınırlanması gibi nedenler de eklenince kilo sorunu yaşamak doğal hale geliyor.

Ne yapmak gerekir?

Kanaatimce hamilelik veya emzirme döneminde alınan birkaç kiloyu çok önemsememek lazım. Özellikle sağlıklı bir hamileyseniz ya da emziren bir anneyseniz birkaç kiloluk fazlalıkları dert etmemenizde yarar var.

Eğer sorunun bir sağlık problemi haline dönüştüğünü, özellikle hamilelik sonrasında sahip olduğunuz kilonun hamileliğin başındaki kilonuzdan yüzde 10-15’den daha fazla olduğunu belirlerseniz önlem almanız zorunludur.

Hamilelik kilolarının çözülmesi altta yatan sağlık sorunlarının çözümlenmesini de gerektirdiği için basit diyet önlemleriyle pek sonuç alınamaz. Bu nedenle çoğu annede ciddi bir tıbbi değerlendirme de gerekir.

Prof. Dr. Osman Müftüoğlu

Çörek otu zayıflatır mı?


Bir kez daha altını çizelim: Bugüne dek sağlıklı kilo verdirdiği belirlenen hiç bir doğal madde, ot, bitki veya tohum bulunamadı. Kilo fazlalığı ve şişmanlık alanı o denli büyük bir ticari alan ki, bir çok kişinin iştahını kabartıyor.

Bu alandan pay kapmak isteyen şarlatanların önerdikleri bitkilere her yıl bir yenisi eklenmekte.

Hoodia özleri, Garcinia iksirleri, Aloevera şurupları, Orange Bitter tabletleri, Chitosan hapları bu konuda en çok suiistimal edilen ürünlerdir. Bunlardan hiç birinin kilo verdirdiğini gösteren bilimsel bir kanıt yoktur.

Efedra bitkisi özleri adrenaline benzer özelliği sebebiyle bir miktar kilo kaybı yapabiliyor ancak aynı zamanda kalbinizi, beyninizi de hasta ediyor.

Yakın bir zamanda zayıflatıcı ürün olarak pazarlanan yosun haplarının içinden kontrolsüz kullanıldığında sağlığa ciddi zararlar veren sibutramin isimli kimyasal maddenin çıktığını hepimiz çok iyi bilmekteyiz.

Çörek otu da bu alandan para kazanmak isteyen kişilerin yeni palavralarından biridir.

Çörek otunun içinde bol miktarda Linoleik Asit bulunmaktadır. Omega-6 yağlarından olan bu maddenin bazı alerjik reaksiyonlara, alerjik cilt problemlerine iyi geldiği bilinmektedir.

Ama çörek otunun ne kendinin, ne çayının, ne de bal ile karıştırılarak yutulmasının kilo kaybı sağlaması mümkün görülmemektedir.

Eğer bir kilo verme programı uyguluyorsanız, küçük bir bitkisel destek de kullanmak kararınız varsa günde 3-4 bardak yeşil çay veya yeşil çayın kateşin içeren özlerinden yararlanmayı deneyebilirsiniz. Ama beklentinizi asla abartmayın.

Ro2.biz