Nette gezerken görüdüğm bu formülü sizlerle paylaşmak istedim. Yazılana göre, aşağıda tarifini vereceğimiz, formül, 1 haftalık bir uygulama sonrasında, istenmeyen tüylerden sonsuza kadar kurtulma imkanı sağlıyor.
GEREKLİ MALZEMELER :
* 1 adet soğan,
* 1 diş sarımsak,
*Siyah merhem ( aktardan alınacak)
HAZIRLANIŞI VE KULLLANIM ŞEKLİ : Soğanı, kısık ateşte, yanacak kadar, közleyin. Sarımsağırı, rendeleyin. Siyah merhemle, sarımsarı karıştırın. Tüylerin üzerine, ince bir tabaka halinde sürün. En üste, yakılmış soğanımızı kapatarak, öylece yarım saat bekleyin. Bu işlemi bir hafta boyunca her gün tekrarlayalım. Bazen bu süre tüylerin direnmesine göre uzayabilir. 1 haftanın sonunda, sitenmeyen tüylerinizden tamamen kurtulacaksınız.
sağlık ve güzellik kürleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sağlık ve güzellik kürleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
16 Temmuz 2009 Perşembe
Selülit için kahveli vücut peelingi

Selülit için kahveli vücut peelingi tarifi:
Malzemeler:
• 2 fincan çekilmiş kahve
• 1/2 fincan tozşeker veya deniz tuzu
• 2-3 yemek kaşığı masaj yağı
Uygulama: Öncelikle cildinizin gözeneklerinin açılması için sıcak bir banyo yapımalısınız. Daha sonra malzemelerin tamamını karıştırıp güçlü dairesel hareketler ile elde ettiğiniz kahveli karışımı cildinize uygulayın.
Uygulamadan sonra duş alarak cildinizi temizleyin. Cildinizi kuruladıktan sonra vücut losyonunuzu sürün. Kahve cildinizi canlandırır aynı zamanda selülitlerinize de iyi gelir.
Etiketler:
bitkisel sağlık,
cilt sağlığı,
gençlik ve güzellik,
kadın,
sağlık ve güzellik kürleri,
selülit
Mantar ve mantarın faydaları

Mantar, Boy, şekil ve bölge bakımından büyük değişiklikler gösterir, yüz bin kadar çeşidi bulunur.
Tıbbi etkileri olan mantarlar bulunduğu gibi, Beslenmek için kullanılan, zehirlenmelere neden olan, hayvanlarda ve bitkilerde hastalık yapan, antibiyotik madde oluşturan ve kimya sanayiinde kullanılan mantarlar da bulunmaktadır.
Yenen mantarların 500 kadar cinsi ve 13500 kadar türü vardır. Makbul olan türü şemsiye mantarıdır.
Yararları: Mantar, etin yerini tutar. Protein değeri etten daha fazladır. Yorgunluğa karşı faydalıdır. Düşünme ve öğrenme yeteneğini geliştirici etkisi vardır. Kansızlık için yararlıdır. Bedenin gelişmesinde yardımcı olur.
Mantar, Bağışıklık sistemini güçlendirir. Hastalıklara karşı vücut direncini artırır. Gözlere ve bedene güç verir. Bol miktarda demir minerali içerir. Kansızlığa karşı faydalıdır. Kandaki kolesterol oranını düşürür. kalp ve damar hastalıklarına ve kalp krizine karşı koruyucu etkisi vardır.
Etiketler:
bitkisel sağlık,
doğal sağlık,
mantar,
sağlık ve güzellik kürleri
8 Mart 2009 Pazar
Hastalıklar için bitkisel çözüm önerileri AĞIZ KOKULARI
AĞIZ KOKULARI
1- Mideden kaynaklanan bir kokuysa bal ve rendelenmiş hindistan cevizi macun yapılıp yutulur. Bu mide kaynaklı kokuyu durduracaktır.
2- Aşağıdaki malzeme her birinden 1'er çorba kaşığı ölçekle karıştırılıp gül suyuyla sıvılaştırılıp haplar yapılır. Her gün yutulur. Hindistancevizi rendesi. tarçın. turunç kabuğu. öd ağacı tozu. tarçın. kakule. ve bir çimdik miski.
1- Mideden kaynaklanan bir kokuysa bal ve rendelenmiş hindistan cevizi macun yapılıp yutulur. Bu mide kaynaklı kokuyu durduracaktır.
2- Aşağıdaki malzeme her birinden 1'er çorba kaşığı ölçekle karıştırılıp gül suyuyla sıvılaştırılıp haplar yapılır. Her gün yutulur. Hindistancevizi rendesi. tarçın. turunç kabuğu. öd ağacı tozu. tarçın. kakule. ve bir çimdik miski.
ibrahim saraçoğlu sedef hastalığı için lavanta kürü

Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu 'nun açıkladığı karaciğer yetmezliği-vitiligo için lavanta kürü sedef hastalığının giderilmesi için de yardımcı bir kür olarak uygulanabilir.
İbrahim Saraçoğlu Sedef hastalığı için üzüm çekirdeği kürü

Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu Sedef hastalığına karşı doğal destek olarak çekirdekli siyah kuru üzüm yemeyi tavsiye ediyor.
Sedef hastalığına karşı : 15-20 yane çekirdekli siyah kuru üzümü, havanda ezdikten sonra yiyin. Eğer şeker hastası iseniz üzümün çekirdeklerini çıkararak, sadece çekirdeklerini ezerek yiyin. Kullanılan siyah üzüm taze olmalıdır. Üzümün taze olduğu çekirdeklerinin buruk tadından anlaşılabilir.
romatizma ve yaralara ökse otunun faydaları

Ökseotu (Viscum album L.), değişik yörelerde, çekem, purç, gökçe, gevele, güvelek ve gövelek adları ile bilinir. Saçak köklerinin yardımı ile yapraklı ağaçlarda (elma, armut, söğüt, kavak), çam ve köknar gibi yumuşak odunlu ağaçlarda asalak (parazit) olarak yaşar. Kendini barındıran ağacın yüksek dallarının üzerinde yuvarlak bir top şeklinde yetişir.
Sürekli yeşil olan yaprakları deriyi andırmaktadır ve sarımsı yeşil renklidirdir. Kışın yapraklarını dökmez. Meyveleri bezelye ya da nohut büyüklüğünde, parlak, beyaz renkte ve cama benzer, içi kaygan ve yapışkandır. Bu beyaz yapışkan madde insanlar için zehirlidir.
Ökseotununi yaprakları ve sapları hiç bir şekilde zehirli değildir, ancak meyveleri, ağız yolu ile kullanılırsa zehirlidir!
Ökseotu, salgı sistemini en iyi şekilde etkileyebilir. Bu nedenle yetkin bir metabolizma etkileyici bitki olma özelliğine de sahiptir. Hormon dengesinin bozuk olduğu durumlarda ökseotu çok başarılıdır.
Hormon dengesinin bozuk olduğu durumlarda, günde en azından 2 bardak çay, sabah ve akşam 1 er bardak olmak üzere içilebilir. Atardamar sertliği için ökseotu oldukça etkili olabilmektedir.
Kalp krizi riskine karşı da önerilen bir şifalı bitkilerdendir ve önceden, aksatmadan ökseotu çayı içildiği zaman, bu tür bir sorunla hiç bir zaman karşılaşılmayabilir.
Eğer bir kalp krizi geçirilmişse, 6 hafta boyunca günde 3 bardak, 3 hafta boyunca günde 2 bardak ve 2 hafta boyunca günde 1 bardak ökseotu çayı içilebilir. Ancak bu kürün uygulanışı, ilk bardak kahvaltıdan önce ve sonra, ikinci bardak öğle yemeğinden önce ve sonra, olmak üzere, hep yarım bardak olarak içilmelidir.
ökseotu çayı, kan durdurucu olarak da kullanılmaktadır. Soğuk olarak buruna çekildiği zaman, burun kanamasını durdurur.
ökseotunun içeriğinde bünye düzenini normalleştiren maddeler bulunduğundan, yüksek tansiyon aşağı çekilirken, alçak tansiyon da yükseltiliyor. Böylece, rahatsız olan kalp rahatlar ve görevini rahatça yapabilecek bir ortam oluşur.
Kanın kafaya basıncı, kulakların uğuldaması ve görme bozuklukları biçiminde kendini gösteren anormal kan basıncı (yüksek tansiyon) halleri de düzene girebilir.
Kişinin pek çok görevi üstlenmek zorunda olduğu günümüzün hızlı yaşam koşullarında, insanların bu tür yardımcılara gerçekten ihtiyacı var.
Günde 2–3 bardak ökseotu çayını yudumlayarak içtiğiniz zaman, sizin kalbiniz ve kan dolaşımınız da normale dönecek ve çalışma gücünüzü tam anlamı ile kazanabileceksiniz.
Ne olursa olsun, yılda bir kez 6 hafta süreli bir ökseotu çayı kürü uygulanmalıdır. Kan dolaşımı ve tansiyon, bu 6 hafta içinde normale dönecektir. Bu durumun değişmemesini sağlamak için, yıl boyunca, bir bardak ökseotu çayı sabahları içilmelidir.
Kadınlar da ökseotu çayı içmelidirler! Normale dönen tansiyon sayesinde, dölyatağı (rahim) ve adet görme düzensizlikleri önlenmiş olur. Özellikle aşırı olan adet kanamaları ve loğusalık kanamaları böylece kontrol altına alınmış olur.
Menopoz döneminde, kalp çarpıntısı ve düzensizlikleri, duygu coşkunlukları, korku ve soluk alma zorluklarına karşı, birkaç ay boyunca bitki çayı içilmelidir. Böylece tüm bu rahatsızlıklar ve düzensizlikler sona erecek ve kişi, menopoz döneminde olduğunu duyumsamayacaktır bile.
Taze ökseotu özsuyu, kadının kısırlığına da yardımcı olabilir. Taze Ökseotu sap ve yaprakları güzelce yıkanarak, ince kıyılır ve nemli durumda iken mikserde suyu sıkılır. Bu özsudan 25 damla, biraz suyun içinde, kahvaltıdan yarım saat önce ve yatmadan önce alınır.
Son zamanlarda, ökseotu, kanserden koruyucu ve kansere karşı etkili ilaçlarda kullanılmaya başlandı. Deneyimler, şifalı bitkilerin her zaman nasıl temizleyici ve hastalıkları iyileştirici özelliklere sahip olduklarını kanıtlıyor.
Ökseotu meyvelerinin yakı sakızı ile ezilmesi sonucu elde edilen karışım, Gaziantep, Urfa ve Van yöresinde yakı halinde romatizma ağrılarının giderilmesinde kullanılmaktadır. Ayrıca ezilmiş meyveler çıban üzerine konarak; çıbanın açılması ve cerahatin dışarı çıkması sağlanır.
Önemli uyarı: Ökseotunun meyveleri insanlar için zehirlidir ve kesinlikle içten (dâhilen) kullanılmamalıdır.
Ökseotu çayı hazırlamak: Ökseotu çayı yalnızca soğuk suda hazırlanır! İnce kıyılmış yarım tatlı kaşığı bitki (yaprak ve sap), orta boy bir su bardağı dolusu soğuk suda gece boyunca bekletilir, sabahleyin hafifçe ısıtılır ve süzülür.
Ökseotu çayı gün boyuna yayılarak yemeklerden önce ve yemek aralarında yudumlanarak yavaş yavaş içilir. Eğer gün boyunca fazlaca içilmesi gerekiyorsa, hazırlanan çay bir termosta saklanabilir.
Hamilelikte alınan kiloları nasıl verebilirsiniz?
Bir çok kadın hamilelik süreci içinde ne kadar dikkat ederse etsin fazladan bir kaç kilo alır. Bazı istisnalar olsa da sonuç genellikle değişmez, her hamilelik anneye bir kaç kiloluk bir anı bırakır.
Bu durumun abartılı olması da mümkün. Hamileliğinin sonunda aldığı kilolar 30’u geçenler bile oluyor.
İşin kötü yanı hamilelikte alınan bu kilolar kolay kolay verilemiyor. Bu durumun bedensel, ruhsal, hatta sağlık sorunları ile ilişkili sebepleri var…
Hipotiroidiye Dikkat!
Bunlardan biri (belki de birincisi) tiroid yetmezliği, yani hipotiroididir. Hamilelik ve sonrasında tiroid bezi iltihaplarına yakalanma sıklığı artıyor.
Diğer taraftan hamilelik ve sonrasında karşılaşılan tiroiditler çoğu zaman ağrı, yutma güçlüğü, ateş, vs gibi belirtilere de yol açmıyor.
Bu sebeple de zaten tıp literatüründe “sessiz tiroidit” adıyla tanımlanıyor. Hamilelik sürecinde tiroidit sorununun sıklaşmasının birden çok sebebi var.
Bunların en başında da hamileliğin yaptığı bedensel ve ruhsal fırtınalar geliyor. Hamilelik kadın vücudunda çok önemli metabolik, ruhsal, hormonal ve bağışıksal değişikliklere yol açıyor.
Kadınlarda zaten hassas olan bağışıklık sistemi eğer bu fırtınalara direnemezse “otoimmün tiroidit” olarak bilinen tiroid bezi zararlanmaları ortaya çıkıyor. Bu zararlanmalar tiroid bezinin hormon üretimini aksattığından yavaş seyreden, sinsi, sessiz ve derinden giden, bu nedenle de gözden kolayca kaçan tiroiditlerle hamilelik ve doğum sonrası dönemde daha sık karşılaşılıyor.
İşte bu nedenle doğum sonrası kilolarını vermekte zorlanan hamilelerde tiroid fonksiyonlarını dikkatle araştırmak gerekiyor.
Depresyon Ve Diyabet De Önemli
Hamilelik sonrasında bazı kadınların yaşadığı depresyon sorunu da kilo almanın bir başka nedeni olarak gösteriliyor. Hamilelik sonrası depresyon bazen hipotiroidi ile birlikte de olabiliyor.
Ayrıca gizli diyabeti olan annelerde hamilelik diyabeti ortaya çıkabiliyor. Bu durumda da kilo dengesini korumak problem haline gelebiliyor.
Ve Diğerleri
Doğum sonrası annenin üstlendiği ikinci ve çok önemli bir görev de çocuğu emzirmektir. Bebeği besleme telaşı çoğu annede gereğinden fazla yiyip içmeye, daha çok süt üretebilmek için daha yüksek kalorili besinler tüketmeye neden oluyor.
Yüksek kalori alımının doğal sonucu olarak da kilo alımı çoğu zaman hamilelik sonrasında da devam ediyor. Bu duruma annenin bebek bakımı nedeniyle uykusuz geçirdiği geceler, aktivite ve egzersiz imkânlarının sınırlanması gibi nedenler de eklenince kilo sorunu yaşamak doğal hale geliyor.
Ne yapmak gerekir?
Kanaatimce hamilelik veya emzirme döneminde alınan birkaç kiloyu çok önemsememek lazım. Özellikle sağlıklı bir hamileyseniz ya da emziren bir anneyseniz birkaç kiloluk fazlalıkları dert etmemenizde yarar var.
Eğer sorunun bir sağlık problemi haline dönüştüğünü, özellikle hamilelik sonrasında sahip olduğunuz kilonun hamileliğin başındaki kilonuzdan yüzde 10-15’den daha fazla olduğunu belirlerseniz önlem almanız zorunludur.
Hamilelik kilolarının çözülmesi altta yatan sağlık sorunlarının çözümlenmesini de gerektirdiği için basit diyet önlemleriyle pek sonuç alınamaz. Bu nedenle çoğu annede ciddi bir tıbbi değerlendirme de gerekir.
Prof. Dr. Osman Müftüoğlu
Bu durumun abartılı olması da mümkün. Hamileliğinin sonunda aldığı kilolar 30’u geçenler bile oluyor.
İşin kötü yanı hamilelikte alınan bu kilolar kolay kolay verilemiyor. Bu durumun bedensel, ruhsal, hatta sağlık sorunları ile ilişkili sebepleri var…
Hipotiroidiye Dikkat!
Bunlardan biri (belki de birincisi) tiroid yetmezliği, yani hipotiroididir. Hamilelik ve sonrasında tiroid bezi iltihaplarına yakalanma sıklığı artıyor.
Diğer taraftan hamilelik ve sonrasında karşılaşılan tiroiditler çoğu zaman ağrı, yutma güçlüğü, ateş, vs gibi belirtilere de yol açmıyor.
Bu sebeple de zaten tıp literatüründe “sessiz tiroidit” adıyla tanımlanıyor. Hamilelik sürecinde tiroidit sorununun sıklaşmasının birden çok sebebi var.
Bunların en başında da hamileliğin yaptığı bedensel ve ruhsal fırtınalar geliyor. Hamilelik kadın vücudunda çok önemli metabolik, ruhsal, hormonal ve bağışıksal değişikliklere yol açıyor.
Kadınlarda zaten hassas olan bağışıklık sistemi eğer bu fırtınalara direnemezse “otoimmün tiroidit” olarak bilinen tiroid bezi zararlanmaları ortaya çıkıyor. Bu zararlanmalar tiroid bezinin hormon üretimini aksattığından yavaş seyreden, sinsi, sessiz ve derinden giden, bu nedenle de gözden kolayca kaçan tiroiditlerle hamilelik ve doğum sonrası dönemde daha sık karşılaşılıyor.
İşte bu nedenle doğum sonrası kilolarını vermekte zorlanan hamilelerde tiroid fonksiyonlarını dikkatle araştırmak gerekiyor.
Depresyon Ve Diyabet De Önemli
Hamilelik sonrasında bazı kadınların yaşadığı depresyon sorunu da kilo almanın bir başka nedeni olarak gösteriliyor. Hamilelik sonrası depresyon bazen hipotiroidi ile birlikte de olabiliyor.
Ayrıca gizli diyabeti olan annelerde hamilelik diyabeti ortaya çıkabiliyor. Bu durumda da kilo dengesini korumak problem haline gelebiliyor.
Ve Diğerleri
Doğum sonrası annenin üstlendiği ikinci ve çok önemli bir görev de çocuğu emzirmektir. Bebeği besleme telaşı çoğu annede gereğinden fazla yiyip içmeye, daha çok süt üretebilmek için daha yüksek kalorili besinler tüketmeye neden oluyor.
Yüksek kalori alımının doğal sonucu olarak da kilo alımı çoğu zaman hamilelik sonrasında da devam ediyor. Bu duruma annenin bebek bakımı nedeniyle uykusuz geçirdiği geceler, aktivite ve egzersiz imkânlarının sınırlanması gibi nedenler de eklenince kilo sorunu yaşamak doğal hale geliyor.
Ne yapmak gerekir?
Kanaatimce hamilelik veya emzirme döneminde alınan birkaç kiloyu çok önemsememek lazım. Özellikle sağlıklı bir hamileyseniz ya da emziren bir anneyseniz birkaç kiloluk fazlalıkları dert etmemenizde yarar var.
Eğer sorunun bir sağlık problemi haline dönüştüğünü, özellikle hamilelik sonrasında sahip olduğunuz kilonun hamileliğin başındaki kilonuzdan yüzde 10-15’den daha fazla olduğunu belirlerseniz önlem almanız zorunludur.
Hamilelik kilolarının çözülmesi altta yatan sağlık sorunlarının çözümlenmesini de gerektirdiği için basit diyet önlemleriyle pek sonuç alınamaz. Bu nedenle çoğu annede ciddi bir tıbbi değerlendirme de gerekir.
Prof. Dr. Osman Müftüoğlu
Beyaz çayın faydaları

Beyaz çay, çay filizlerinin en tepe noktasındaki tomurcuk kısmından elde edilir. Çayın tomurcukları açmadan toplanır. Tomurcuklar açıldığı zaman özelliğini kaybeder.
Bu tomurcuklar Nisan ayı sonu ile Mayıs ayı başlarında toplanır. Bu çaya tabii soldurma işlemi yapılır. Ardından steril bir ortamda doğal kurumaya bırakılır. Böylece çayın içindeki enzimler inaktif hale gelir.
Beyaz çay binbir derde deva
Beyaz çay içeriğindeki vitaminlerden dolayı bir çok hastalığa iyi gelmektedir. Beyaz çay, kanser hücrelerini etkisiz hale getirir, hücreleri yeniler, tansiyonu düzenler, yaşlanmayı geciktirir.
Akciğer, mide, bağırsak kanseri riskini azaltır. Damar sertliğini ve kemik erimesini önler, kan şekerini düzenler, damarları güçlendirir, derinin yenilenmesini hızlandırır, gribi önler.
Beyaz çayın içeriğinde kanser hücrelerini bloke eden bir madde bulunmakta. Bu madde sayesinde kanser riski ortadan kalkmakta.
Ayrıca form tutmak için idealdir. Kilo vermeye yardımcı olur. Kan hareketini hızlandırır. Kolesterolü düşürür. Hücreleri yeniler. Diş çürümelerine karşı koruyucudur. Kısaca beyaz çay tam bir şifa deposudur.
Yeşil çayın mucize faydaları.
Yeşil çay ve faydaları hakkında eğer hala şüphe duyan ve içmeye henüz başlamamış olanlar varsa, bir kere daha yeşil çayın faydalarını hatırlatmak fayda var.
Günde bir fincan içtiğiniz yeşil çayın sadece vücudun hastalıklara karşı savaşma konusunda bağışıklık sisteminize yardım ettiğini düşünüyorsanız, sizin için daha da güzel haberlerimiz var!
1. Kanser Riskini Düşürür: Bir antioksidan çeşidi olan polifenoller yeşil çay içinde bolca bulunur. Bu antioksidan çeşidi, kanser hücrelerinin vücudunuzda barınmasını zorlaştırır, kan damarlarındaki akışkanlığı güçlendirir. Yapılan birçok çalışma ışığında şunu biliyoruz ki, yeşil çay içmek, meme, kolon, mide, ve prostat kanserleri riskini azaltmaktadır.
2. Cildi Pürüzlerden Kurtarır: Bir sıyrık, ısırık veya ufak bir cilt yaranız varsa, size çok ilginç bir yöntem söyleyebiliriz. Yeşil çay yapraklarını, demleme sonrası atmayın. Islanmış yeşil çay yapraklarına pamuk ile bastırın, daha sonra bunu cildinize sürün. Çay, doğal bir antiseptik görevi görür ve ciltte bölgesel kaşınmayı önlemede yardımcı olur.
Güneş yanıkları veya akşamdan kalma gözaltı morlukları için de aynı yöntemi deneyebilirsiniz. Yeşil çay aynı zamanda güneşten kaynaklanan cilt kanserini önlemede yardımcı maddeler içerir. Güneşe çıkmadan önce pamukla ıslatılmış yeşil çay özütlerinden cildinize sürebilirsiniz.
3. Kan Basıncınızı Düzenler: Sağlıklı bir kan basıncı oranına sahip olmanın önemini biliyorsunuz. Günde sadece yarım fincan yeşil çay içenlerin, içmeyenlere oranla %50 daha az hipertansiyon riskleri bulunuyor.Polifenollere geri dönüyoruz, yeşil çay içerisinde bulunan bu antioksidanlar, yüksek kan basıncını önler ve kan damarlarının büzüşüp daralmasını engellerler.
4. Hafızanızı canlı tutar: Yeşil çayın hafızayı diri tuttuğunu biliyor muydunuz? Yetişkinler üzerinde yapılan bir araştırmada, günde en az 2 fincan yeşil çay içenlerin, içmeyenlere oranla daha az zihinsel gerileme ve idrak kabiliyeti sorunları yaşadığı gözlemlenmiştir.
Bunun nedeni, yeşil çayın içinde bulunan antioksidanların, vücudumuzdaki serbest radikaller ile savaşması ve böylece beynimizdeki sinirlere ekstra bir koruma sağlamasıdır. Hem lezzetli, hem de sizi Alzheimer ve Parkinson hastalıklarından koruyan bu sihirli içeceği reddetmeyin.
5. Genç Kalın: Daha genç ve daha sağlıklı arterlere sahip olmak, sizin de daha sağlıklı ve genç bir vücuda sahip olmanız demektir. Kan damarlarında oluşacak sorunlar, kalp krizi ve felç riskinizi artıracak serbest radikallerin çoğalması ile enerjiniz tükenir ve Gerçek Yaşınız yukarıya fırlar.
Ne kadar yeşil çay gerekiyor? Günlük 1-2 fincan içeceğiniz yeşil çay sayesinde bozulan arterlerden, tıkanmaktan dolayı oluşan kolesterole kadar tüm sorunların oluşmasını engelleyebilir.
6. Kilo Verdirir: Evet şaşırmayın. Son önerimiz belki de bu aralar en çok kafanıza takılan sağlık sorunlarından biri! Yeşil çay içeriğindeki maddeler sayesinde kan akışınız hızlanır, kalori yakma işlemleri vücudunuzda daha çok yer bulur, ve her bir yudum bu işlemleri hızlandırır. Bu sihirli içeceği hayatınıza sokun, farkı göreceksiniz!
realage
Günde bir fincan içtiğiniz yeşil çayın sadece vücudun hastalıklara karşı savaşma konusunda bağışıklık sisteminize yardım ettiğini düşünüyorsanız, sizin için daha da güzel haberlerimiz var!
1. Kanser Riskini Düşürür: Bir antioksidan çeşidi olan polifenoller yeşil çay içinde bolca bulunur. Bu antioksidan çeşidi, kanser hücrelerinin vücudunuzda barınmasını zorlaştırır, kan damarlarındaki akışkanlığı güçlendirir. Yapılan birçok çalışma ışığında şunu biliyoruz ki, yeşil çay içmek, meme, kolon, mide, ve prostat kanserleri riskini azaltmaktadır.
2. Cildi Pürüzlerden Kurtarır: Bir sıyrık, ısırık veya ufak bir cilt yaranız varsa, size çok ilginç bir yöntem söyleyebiliriz. Yeşil çay yapraklarını, demleme sonrası atmayın. Islanmış yeşil çay yapraklarına pamuk ile bastırın, daha sonra bunu cildinize sürün. Çay, doğal bir antiseptik görevi görür ve ciltte bölgesel kaşınmayı önlemede yardımcı olur.
Güneş yanıkları veya akşamdan kalma gözaltı morlukları için de aynı yöntemi deneyebilirsiniz. Yeşil çay aynı zamanda güneşten kaynaklanan cilt kanserini önlemede yardımcı maddeler içerir. Güneşe çıkmadan önce pamukla ıslatılmış yeşil çay özütlerinden cildinize sürebilirsiniz.
3. Kan Basıncınızı Düzenler: Sağlıklı bir kan basıncı oranına sahip olmanın önemini biliyorsunuz. Günde sadece yarım fincan yeşil çay içenlerin, içmeyenlere oranla %50 daha az hipertansiyon riskleri bulunuyor.Polifenollere geri dönüyoruz, yeşil çay içerisinde bulunan bu antioksidanlar, yüksek kan basıncını önler ve kan damarlarının büzüşüp daralmasını engellerler.
4. Hafızanızı canlı tutar: Yeşil çayın hafızayı diri tuttuğunu biliyor muydunuz? Yetişkinler üzerinde yapılan bir araştırmada, günde en az 2 fincan yeşil çay içenlerin, içmeyenlere oranla daha az zihinsel gerileme ve idrak kabiliyeti sorunları yaşadığı gözlemlenmiştir.
Bunun nedeni, yeşil çayın içinde bulunan antioksidanların, vücudumuzdaki serbest radikaller ile savaşması ve böylece beynimizdeki sinirlere ekstra bir koruma sağlamasıdır. Hem lezzetli, hem de sizi Alzheimer ve Parkinson hastalıklarından koruyan bu sihirli içeceği reddetmeyin.
5. Genç Kalın: Daha genç ve daha sağlıklı arterlere sahip olmak, sizin de daha sağlıklı ve genç bir vücuda sahip olmanız demektir. Kan damarlarında oluşacak sorunlar, kalp krizi ve felç riskinizi artıracak serbest radikallerin çoğalması ile enerjiniz tükenir ve Gerçek Yaşınız yukarıya fırlar.
Ne kadar yeşil çay gerekiyor? Günlük 1-2 fincan içeceğiniz yeşil çay sayesinde bozulan arterlerden, tıkanmaktan dolayı oluşan kolesterole kadar tüm sorunların oluşmasını engelleyebilir.
6. Kilo Verdirir: Evet şaşırmayın. Son önerimiz belki de bu aralar en çok kafanıza takılan sağlık sorunlarından biri! Yeşil çay içeriğindeki maddeler sayesinde kan akışınız hızlanır, kalori yakma işlemleri vücudunuzda daha çok yer bulur, ve her bir yudum bu işlemleri hızlandırır. Bu sihirli içeceği hayatınıza sokun, farkı göreceksiniz!
realage
Tatlı krizi diyabet işareti mi?

Eğer sık sık tatlı kriziniz tutuyorsa bu durum gerçekten de muhtemel bir diyabet hastalığının erken işareti olabilir.
Reaktif hipoglisemi adı ile de tanımlanan bu sorunda özellikle karbonhidratlı yiyeceklerin tüketilmesinin ardından meydana gelen aşırı insülin cevabının bir neticesi olarak kan şekerinin aniden düşmesi söz konusu olmaktadır.
Reaktif hipoglisemi problemi yaşayan kişilerde yemeklerden kısa bir süre sonra uyuklama, yorgunluk gibi belirtiler de görülebilmekte. Hipoglisemi bu kişilerde sinirliliğe, konsantrasyon zorlanmasına, öğrenme güçlüğüne, alınganlıktan öfke nöbetlerine kadar ruhsal değişikliklere yol açmaktadır.
Aşırı insülin cevabının bu kişilerde sağlıklı kiloda kalmayı da güçleştirdiği biliniyor. Kolay kilo alan, zor kilo veren, tatlı krizleri yaşayan ya da açlık nöbetlerini pizza, makarna, pilav, börek, poğaça, dolma gibi karbonhidrat deposu yiyecekler ile atlatmaya çalışanların çoğunda aşırı insülin cevabı ve reaktif hipoglisemi sorunu belirleniyor.
Çörek otu zayıflatır mı?

Bir kez daha altını çizelim: Bugüne dek sağlıklı kilo verdirdiği belirlenen hiç bir doğal madde, ot, bitki veya tohum bulunamadı. Kilo fazlalığı ve şişmanlık alanı o denli büyük bir ticari alan ki, bir çok kişinin iştahını kabartıyor.
Bu alandan pay kapmak isteyen şarlatanların önerdikleri bitkilere her yıl bir yenisi eklenmekte.
Hoodia özleri, Garcinia iksirleri, Aloevera şurupları, Orange Bitter tabletleri, Chitosan hapları bu konuda en çok suiistimal edilen ürünlerdir. Bunlardan hiç birinin kilo verdirdiğini gösteren bilimsel bir kanıt yoktur.
Efedra bitkisi özleri adrenaline benzer özelliği sebebiyle bir miktar kilo kaybı yapabiliyor ancak aynı zamanda kalbinizi, beyninizi de hasta ediyor.
Yakın bir zamanda zayıflatıcı ürün olarak pazarlanan yosun haplarının içinden kontrolsüz kullanıldığında sağlığa ciddi zararlar veren sibutramin isimli kimyasal maddenin çıktığını hepimiz çok iyi bilmekteyiz.
Çörek otu da bu alandan para kazanmak isteyen kişilerin yeni palavralarından biridir.
Çörek otunun içinde bol miktarda Linoleik Asit bulunmaktadır. Omega-6 yağlarından olan bu maddenin bazı alerjik reaksiyonlara, alerjik cilt problemlerine iyi geldiği bilinmektedir.
Ama çörek otunun ne kendinin, ne çayının, ne de bal ile karıştırılarak yutulmasının kilo kaybı sağlaması mümkün görülmemektedir.
Eğer bir kilo verme programı uyguluyorsanız, küçük bir bitkisel destek de kullanmak kararınız varsa günde 3-4 bardak yeşil çay veya yeşil çayın kateşin içeren özlerinden yararlanmayı deneyebilirsiniz. Ama beklentinizi asla abartmayın.
Uykusuzluk için bitkisel çözüm
Dr Hüseyin Ermiş’ten uykusuzluk problemi için bitkisel çözüm;
Malzemeler :
• 1 çay kaşığı şerbetçi otu
• 1 çay kaşığı yeşil yulaf
• 1 çay kaşığı kantaron
• 1 çay kaşığı lavanta
• 1/2 çay kaşığı hatmi çiçeği
• 1/2 çay kaşığı sinirli ot
Hazırlanışı: 2 su bardağı kaynar suyun içine bitkileri koyduktan sonra 5 dakika kısık ateşte demleyip ılımaya bırakın. Gece yatmadan önce için.
• Eğer, daha hafif bir uyku probleminiz varsa; 1 su bardağı kaynar suya 1 çay kaşığı nane ve 1 çorba kaşığı papatyayı koyarak 5 dakika kısık ateşte demledikten sonra süzün. gece yatmadan önce ılık olarak için.
Malzemeler :
• 1 çay kaşığı şerbetçi otu
• 1 çay kaşığı yeşil yulaf
• 1 çay kaşığı kantaron
• 1 çay kaşığı lavanta
• 1/2 çay kaşığı hatmi çiçeği
• 1/2 çay kaşığı sinirli ot
Hazırlanışı: 2 su bardağı kaynar suyun içine bitkileri koyduktan sonra 5 dakika kısık ateşte demleyip ılımaya bırakın. Gece yatmadan önce için.
• Eğer, daha hafif bir uyku probleminiz varsa; 1 su bardağı kaynar suya 1 çay kaşığı nane ve 1 çorba kaşığı papatyayı koyarak 5 dakika kısık ateşte demledikten sonra süzün. gece yatmadan önce ılık olarak için.
Ahmet Maranki Kahvaltı'da neler yemeli önerileri

Kahvaltı kişinin beslenmesinde önemli olduğu bilindiği halde kendimi aç hissetmiyorum deyip kolaylıkla atlanan öğünlerin başında gelmektedir. Gerçekte kahvaltı 8 ya da 12 saatlik açlıktan sonra vücudumuzun ihtiyacı olan enerjiyi sağlayacak en önemli öğündür.
Bu nedenle kahvaltı kan şekeri olarak bilinen glikozun birinci kaynağını oluşturmaktadır. Glikoz, beyin için en önemli enerji kaynağıdır, çünkü beyinde enerji deposu bulunmamaktadır. Eğer siz enerji kaynağı alırsanız beyin de o enerjiyi kullanır.
Kahvaltı yapmayan kişilerde öğrenme yeteneklerinde azalma, belleklerinde zayıflama, yorgunluk, halsizlik, gerginlik, günlük yapılan becerilerde ve performansta düşme ve çevreye karşı ilgide azalma gösteren önemli çalışmalar bulunmaktadır.
Bunun yanında kahvaltı yaparak güne başlayan kişilerin günün ilerleyen saatlerinde daha güçlü ve dayanıklı oldukları, konsantrasyon güçlüğü çekmedikleri belirlenmiştir.
Prof. Dr. Ahmet Maranki iyi bir kahvaltı için bazı önerilerde bulundu.
• Kepekli ekmek tüketin.
• Siyah çaydaki tanen maddesi özellikle çocuklarda demir eksikliğine ve vücudun bağışıklık sisteminin zayıflamasına neden olduğu için kahvaltıda siyah çay yerine yeşil çay, kekik çayı veya bitki çayı tüketin.
• Çocuklarınıza mutlaka ceviz, fındık, badem, çekirdekli kuruüzüm, yumurta yedirin.
• Doğal olarak üretilmiş müslinin içine süt değil portakal suyu koyarak tüketin. İçine bir tatlı kaşığı bal koyarak tatlandırabilirsiniz. Müsli yemek çocukların beyin ve beden enerjilerini yükseltir. Sınava girecek çocukların zihin açıklığına yararlı olur.
• Kahvaltıda peynir olarak Keçi peyniri tercih edin.
• Kahvaltıda mutlaka maydanoz, tere, roka, havuç gibi sebzeleri tüketin.
• Yediğiniz sebze ve içeceklere limon sıkarak tüketin.
• Pestil, dut kurusu gibi doğal ve organik olarak hazırlanmış besinler yiyin.
• 1 adet haşlanmış patates yiyin
• Yanmış yağ kanserojen olduğundan yağda kızartılmış patates ve yağda kavrulmuş diğer ürünleri tüketmeyin.
• Doğal yetiştirilmiş, kuzu veya keçi etinden üretilen salam, sosis, sucuk tüketin.
Ahmet Maranki karanfilin faydaları
Karanfil: Zengibar, Filipinler ve Hindistan’da yetiştirilen, kış aylarında yapraklarını dökmeyen bir ağaçtır. Çiçeğinin tomurcuklarına karanfil denilmektedir. Genellikle baharat olarak kullanılmaktadır.
Çiçeklerinden elde edilen karanfil yağının içeriğinde hidrokarbür, euganol, salisilik asid ve karyofilin vardır. Güzel kokuludur. Tadı acıdır.
Karanfilin Faydaları: Mikropları öldürür. Ağrıları dindirir.
Sinirleri uyarır. Hazmı kolaylaştırır.Gaz söktürücüdür.
İştah açar. İshali keser. Bedensel ve zihinsel yorgunlukları gidermekte etkilidir.
Cinsel arzuları kamçılar. Doğumu kolaylaştırır.
Karanfil ağız kokusunu giderir.Karanfil esansı diş macunlarında kullanılır.
Çiçeklerinden elde edilen karanfil yağının içeriğinde hidrokarbür, euganol, salisilik asid ve karyofilin vardır. Güzel kokuludur. Tadı acıdır.
Karanfilin Faydaları: Mikropları öldürür. Ağrıları dindirir.
Sinirleri uyarır. Hazmı kolaylaştırır.Gaz söktürücüdür.
İştah açar. İshali keser. Bedensel ve zihinsel yorgunlukları gidermekte etkilidir.
Cinsel arzuları kamçılar. Doğumu kolaylaştırır.
Karanfil ağız kokusunu giderir.Karanfil esansı diş macunlarında kullanılır.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)